Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/15022 E. 2011/45001 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/15022
- Karar No
- 2011/45001
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin CİZRE Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 30/03/2007 tarihli hükmün sanık savunmanının temyizi üzerine Dairemizin 21/04/2010 gün ve 2007/23313- 2010/4726 sayılı ilamı ile bozma yolundaki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/05/2010 gün ve 2007/200506 sayılı yazısı ile kararın (2-a) cümlesinde yer alan "hüküm tarihinden sonra" ibaresinin "hüküm tarihinden önce" şeklinde değiştirilerek karar verilmesinde maddi hata yapıldığından bahisle kararın düzeltilmesi isteminde bulunulması üzerine dosya 25/05/2010 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü: T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Maddi yazım hatasının düzeltilmesini istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2010 tarihli yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile, Dairemizin 21.04.2010 tarih ve 2007/23313 esas, 2010/4726 karar sayılı ilamın 1. sayfasında “hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5395 sayılı Yasanın 23.maddesinin” yazıldığının anlaşılması karşısında; anılan 21.04.2010 günlü kararımızın 1. sayfasında “hüküm tarihinden sonra” ibarelerinin “hüküm tarihinden önce” olarak düzeltilmesi suretiyle maddi hatanın düzeltilmesine ve kararın diğer yönlerinin aynen korunmasına, Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında hükümden önce 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23 ve 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; 1- Sanık aşamalarda 2003 yılı içerisinde kimlik belgesini kaybettiğini, 2004 yılı içerisinde cezaevinde iken tekrar çıkarttığını, suça konu telefonu, kaybetmiş olduğu kimlik belgesini bulan kişinin satmış olabileceğini savunması karşısında; öncelikle sanığın kimlik belgesini kaybedip etmediği, kaybetmiş ise savunmasında belirttiği gibi 2004 yılı içerisinde yeniden kayıp nedeniyle resmi makamlara başvurusunun bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra, “Cep Telefonu Alış Formundaki” yazı ve imzanın sanığa ait olup olmadığı belirlenerek, sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile yetinilip yazılı biçimde karar verilmesi, ./.. -2- 2- Kabul ve uygulamaya göre de; a- Sanık hakkında hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesindeki “uzlaşma” hükümlerinin değerlendirilmemesi, b- 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın ve 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın olay tarihinde saati belirlenemeyen zaman dilimi içerisinde yakınana ait evin bahçe duvarını kişisel beceri gerektirecek şekilde tırmanıp bahçedeki plastik sandalyenin üzerine çıkarak açık olan balkon penceresinden içeri girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 116/2 veya koşulları oluştuğu takdirde 116/1-4. maddesinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, öncelikle eylemin hangi saatte işlendiğinin belirlenmesinden sonra, uzlaşma hükümlerinin gerçekleşmemesi durumunda, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozmak suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.