Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/12438 E. 2013/9701 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/12438
Karar No
2013/9701
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan Şişli 4.Asliye Ceza Mahkemesi) HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde: Geceleyin şikayeti devam eden yakınana ait iş yerine birden fazla kişinin el ve işbirliği ile hareket ederek giriş kapısını kırmak suretiyle giren sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 151/1 ve 116/2-4, 119/1-c maddelerinde düzenlenen mala zarar vermek ve geceleyin birden fazla kimse ile iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçlarını da oluşturduğu halde bu suçlarla ilgili bir uygulama yapılmaması ve sanık hakkında hırsızlık suçundan dolayı 5237 sayılı TCK.nun 143. maddesi ile uygulama yapılırken, sonuç hapis cezasının 3 yıl 4 ay yerine 2 yıl 16 ay olarak belirlenerek eksik cezaya hükmedilmesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde ./.. -2- yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Suçu birlikte işleyen sanıklardan neden oldukları yargılama giderlerinin “ayrı ayrı” yerine, “müteselsilen” alınmasına hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2.maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükmün yargılama giderlerinin alınmasına ilişkin bölümünden “ müteselsilen” kelimesinin çıkartılarak, yerine “sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” kelimelerinin eklenmesi ve “53.maddenin uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar; (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Hükümlü ... Kargın hakkında kurulan hükmün incelenmesinde: Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.10.2002 gün ve 2001/458 Esas, 2002/785 sayılı kararı sanık ...'ın savunmanı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemenin hükmü sanık ... yönünden Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 30.01.2006 gün ve 2005/2086-2006/627 sayılı kararı ile “Lehe yasanın belirlenmesi” için diğer yönleri incelenmeden bozulmuş ve bozmanın 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesi gereğince sanık ... ' ın yararlanmasına karar verilmiştir. 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesine göre, sanık bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Ancak, temyiz etmişcesine faydalanmanın kabul edilmesi, bu kimsenin bozmadan sonra yeniden verilecek yeni ve son kararı da temyiz ./.. -3- edebilmesine olanak tanımamaktadır. Çünkü, sirayet, yasa gereği kabul edilmiş bir haldir. Bu bağlamda sanık sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Sanık ... savunmanının belirtilen nedenle bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi yoktur. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.11.2010 gün ve 2010/7-229 esas, 2010/240 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere, sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçları özel olarak düzenlendiğinden, 1412 sayılı CMUK'nın 325. maddesi hükmünün, lehe yasanın değerlendirilmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; genel yargılama ile uyarlama yargısının koşulları ve sonuçları birbirinden farklı olduğundan, hakkındaki hüküm kesinleşmekle “hükümlü” konumuna giren sanık ... ' ın lehe yasanın değerlendirilmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda, yargılaması devam eden diğer sanıkla birlikte yargılanmasının yasal olarak olanaklı olmadığı ve adı geçen hükümlü sanık hakkındaki davanın ayrılarak uyarlama yargısının yapılması gerekirken, her iki yargılamaya birlikte devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/12438, K. 2013/9701, T. 02.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-12438-e-2013-9701-k-51154a35d2c9