Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/1050 E. 2013/1217 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/1050
- Karar No
- 2013/1217
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, silahla tehdit HÜKÜM : 6136 sayılı Yasanın 13/1, 5237 sayılı TCK 53/1-2, 106/1, 106/2-a, 53/1-2, 63, 54. maddeler 1 yıl hapis cezası, 450 YTL adli para cezası 2 yıl hapis cezası Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Adli sicil kaydına göre, kasıtlı suçtan hükümlülükleri bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı Yasanın 58/6-7.maddeleri ile uygulama yapılmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. I-Sanık hakkında 6136 sayılı kanuna muhalefet suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanık Hakkında Silahla Tehdit suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Soruşturma evresinde toplanan deliller suç işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenler, İddianamenin kabulünden sonra eylemi takdir ve değerlendirme yetkisi mahkemenindir. CMK.nun 225. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında açıklandığı üzere hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirmesinde iddia ve savunma ile bağlı değildir. İddianamede suçun neden ibaret olduğu daha doğru bir ifade ile yüklenen eylemlerin neler olduğu açıklanmalıdır. Olayın anlatılmaması; eylemin açıklanmaması durumunda mahkeme hangi eylemden dolayı yargılama yapıldığını sanık da hangi suçla yargılandığını bilemez, en azından duraksayabilirler. İddianamedeki olayın anlatılışı ve sevk maddeleri, açılan davanın sınırlarını belirler. İddianamede şüpheliye yüklenen suç hakkında suç teşkil eden fiil zamanı ve işlendiği yer konusunda açıklama gerektiği gibi olay öyküsünün isnat edilen fiilin hangi fiil olduğunun açıkça anlaşıldığı ve aynı failin diğer fiillerinden ayırt edilebilir nitelikte belirtilmesi gerekir. Yani Savcının iradesine göre mahkemenin hangi vakalar konusunda karar vermesi gerektiği belirsiz kalmamalıdır. Eksik ve yetersizlik varsa bu durum yargılamada giderilmelidir. Bu hukuki normlar ve açıklamalar ışığında somut olay ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/11/2006 tarih ve 2006/161164-30025 sayılı olup mahkemece kabul edilen iddianame ile açılan kamu davasında, İddianamede suç ksımında yağmaya teşebbüs, silahlı tehdit ve 6136 saylı yasaya muhalefet suçlarının ismen sayılarak Türk Ceza Kanunun 149/1-a-c, 35, 106/2-a-c, 6136 sayılı kanun 13/1, 54/1, 53, 63. madelerinin sevk maddeleri olarak gösterildiği ve suç tarihinin 07/08/2006 olarak belirtildiği olayın öykü kısmında sanık ...'in iki arkadaşı ile gelerek müştekiye karşı “buranın haracını bize vereceksin vermezsen sana burda ekmek yedirmem" diyerek para istediği dükkanın vitrin camlarını kırdıkları ve ...'in tabancasını çekerek bir el ateş ederek kaçtığı, daha sonra akşamüzeri av tüfeği ile dükkan camlarına ateş ederek tehdit amacıyla mala zarar verdikleri şeklinde isnat edilen fiiller açıklanmıştır. Yerel mahkemenin 29/03/2007 tarih ve 2006/286-2007/79 sayılı kararında; Sanık ...'in arkadaşları ile gelip arbede çıkartarak, yakınanın dükkanına zarar verip ...'in ayrılırken ateş etmesi biçiminde gerçekleşen olayda, gaspa teşebbüs suçundan yeterli delil olmaması sebebi ile beraat kararı verirken; aynı olayı bu kere bir bütün halinde silahla tehdit suçunu oluşturduğunu kabul ile mahkumiyet hükmü kurmak sureti ile aynı eylem ile ilgili hem beraat hem mahkumiyet hükmü vermesi, uygulamaya göre de iddianamede anlatılan akşamüzeri av tüfeği ile dükkana ateş edilerek tehdit eylemi ile ilgili bir değelendirme yapmaması; 2-Sanık ve yakınanın aynı mahallede oturmaları sebebi ile birbirlerini tanıdıkları, yakınanın pide salonu işlettiği, sanığın daha önce de yakınandan para istediği ancak yakınanın vermediği, olaydan 5 gün öncede yakınanın işyerinin camları ve kapılarının kırıldığı, sanığın yakınanı oğlu aracılığı ile ömrünün az kaldığı, tarihe gömeceği yönünde tehdit ettiği; olay günü ise saat 14:00 sıralarında sanık ...’in yanında atılı suçtan beraat eden ... ve ... ile yakınanın işyerine geldikleri, ...’in yakınana hitaben “bana haraç vereceksin yoksa sana burada ekmek yedirmem daha önce de vermedin ne yaptığımı gördün “dediği, yakınanın haraç vermeyeceğini söylemesi üzerine aralarında arbede olduğu, sanığın diğer iki arkadaşı ile beraber dükkandaki masa ve sandalyeleri devirip camları kırdıkları, işyerinden çıktıktan sonra sanık ...’in yanında bulunan silah ile bir el ateş edip ayrıldığı, yakınan olay sebebi ile karakola müracaat edip geldikten sonra aynı gün saat 18:00 sıralarında plakası tespit edilemeyen bir araçtan işyerine av tüfeği ile ateş edildiği, olayın ardından alınan kolluk beyanlarında yakınan ile tanıklardan ...’in sanık ...’in haraç istediğini beyan ettikleri, olay yerinden elde edilen kovanın sanık ...’in evinde usulünce yapılan aramada elde edilen silahtan atıldığının ekspertiz raporu ile de tespit edildiği olayda sanığın eyleminin bir bütün halinde yağmaya kalkışma suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek, yazılı biçimde uygulama yapılması, 3-Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi yönünden kazanılmış hakkın korunmasına, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.