Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/10414 E. 2013/7920 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2010/10414
Karar No
2013/7920
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlığa kalkışma, resmi belgede sahtecilik, yalan beyanda bulunmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında hırsızlığa kalkışma suçu nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yakınan kuruma ait bankamatik cihazının kilitli ve kapalı arka bölümünü oksijen kaynağı ile kesmek suretiyle para hırsızlamaya çalışırken yakalanan sanığın, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşyayı çalmaya kalkıştığı ve eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1.maddesinin (b) bendine uyduğu gözetilmeden (e) bendi ile hüküm kurulması, sonuç cezaya etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’ın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak, yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında yalan beyanda bulunma ve resmi belgede sahtecilik suçları nedeniyle verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanığın hırsızlık suçunu tamamlayamadan yakalandığında ibraz ettiği sahte sürücü belgesinin gerçek kişi olan ... adına düzenlendiğinin belirlenmesi karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 268. maddesinin yollamasıyla aynı Yasanın 267. maddesinin uygulanması yerine, yazılı şekilde anılan Yasanın 206. maddesine göre karar verilmesi, 2-Suçların niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun Geçici madde; 1/1. fıkrası yollamasıyla aynı kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. madde ve fıkraları gereği sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu, 3-Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık ... savunmanının ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca yalan beyanda bulunma suçu bakımından hükmolunan cezanın süresi-tür ve miktarı bakımından kazanılmış hakkın korunmasına,15.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/10414, K. 2013/7920, T. 15.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2010-10414-e-2013-7920-k-bc6e0f220890