Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/10375 E. 2010/18583 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/10375
- Karar No
- 2010/18583
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Konut dokunulmazlığını bozmak suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: 5271 sayılı TCK’nın 58/6-7.maddesi ile 5275 sayılı Yasanın 108.maddesi uygulanırken, tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktarın tekerrüre esas alınan 2 ay 20 gün hapis cezası süresinden fazla olamayacağının belirtildiği, hükümde ayrıca denetimli serbestlik süresi için bir miktarın belirtilmediği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bu yönden bozma isteyen düşünceye katılınmamıştır. Suçun birden fazla kişi ile birlikte işlendiği anlaşılıp kabul edildiği halde, 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c.maddesi ile cezada arttırma yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, II- Hırsızlık ve mala zarar vermek suçları için kurulan hükmün incelenmesinde: ./.. -2- Dosya içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara,gerekçeye ve Hakimin takdirine göre;suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Suçların diğer sanığı ...’ın birleştirilen davasınının birleştirmeden önceki 05.05.2009 günlü oturumunda, katılan ...’nün yakınan sıfatıyla alınan ifadesinde “benim zararım sanığın ailesi tarafından tamamı ile karşılanmıştır” dediği; sanık ... ile ilgili davada ise adı geçen katılanın “zararının karşılanmadığını” beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; ifadeleri arasındaki çelişki giderilerek, sonucuna göre 5237 saylı TCK’nın 168.maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama koşullarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan,hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.