Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/8884 E. 2012/3605 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/8884
- Karar No
- 2012/3605
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : 26/12/2001 tarihinde verilen 765 sayılı TCK'nın 491/3, 81/2-3, 522, 523. maddenin 1 yıl 6 ay 1 gün hapis cezası lehine olması nedeniyle uyarlama isteminin Reddine dair Ek karar Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükümlünün önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nun 231. Maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların uygulanmasını ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir. İnceleme konusu karara gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Hükümden önce yürürlüğe giren 5235 sayılı Yasanın 10 ve 11. maddeleri uyarınca, davaya bakmanın Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girdiğinin gözetilmemesi, 2-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek 5237 ve 765 sayılı Yasalara göre hırsızlık suçunu oluşturan eylemi nedeniyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ile bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden dosya üzerinde hüküm kurulması, 3-) Kabul ve uygulamaya göre de; a-Sanığın yakınanın işyerine müşteri gibi gelerek giyim eşyalarını poşete koyup aldıktan sonra parasını ödemeden kaçmak şeklinde gerçekleşen eyleminde, sanık yararına olan yasanın belirlenmesi amacıyla hükmün gerekçesinde 5237 sayılı Yasa uyarınca değerlendirme yapılırken adı geçen yasanın 142/1-b. maddesine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu düşünülmeden aynı yasanın 141/1 maddesinin kabulü ile uygulamada gösterilmesi, b- 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek lehe yasa belirlenmesi için yapılan uygulamada değerlendirmeye alınması, c- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 491/3, 523, 81/2-3. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın aynı suça uyan 142/1-b maddesinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; lehe olan yasanın uygulamaya göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, d-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.02.2006 tarih, 2006/10-11-12 sayılı kararında belirtildiği üzere; sınırlı amaçla ve istisnai olarak başvurulsa da, uyarlama yargılaması sonunda verilen ve hüküm niteliğine sahip olan yeni kararın, Ceza Yargılaması Yasasına göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurları taşıması, bünyesinde noksan husus bırakmaması ve infaz sırasında karışıklığa meydan vermemesi gerekir. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesine göre; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır.” Kuşkusuz bu zorunluluk, uyarlama yargılaması sonunda verilen kararlar bakımından da geçerlidir. Ancak bu yargılamanın amacı, kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması ile sınırlı olduğundan, yeniden bir olay yargılaması yapılmasını gerektiren ayrıksı durumlar dışında, önceki yargılamada iddia ve savunma olarak ileri sürülen görüşler ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Buna mukabil sonradan yürürlüğe giren yasaya göre kurulacak mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 230. maddesine uygun olarak, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesi zorunludur. Öte yandan uyarlama yargılamasına hakim olan ilkeler, güvenlik tedbirlerine ilişkin olanlar da dahil olmak üzere, önceki ve sonraki yasaların ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın ayrı ayrı uygulanması suretiyle belirlenecek sonuçların karşılaştırılmasını, yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde bu düzenlemenin bir bütün olarak olaya uygulanmasını ve yargılama konusu suç yönünden varılacak hukukî sonuca göre yargılama giderleri gibi hususların da karar altına alınmasını gerektirecektir. Bu hususlar da gözetilmeden “önceki ceza sanık lehine olduğundan isteğin reddine” denilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, e-Gerekçeli karar başlığında mağdurun adı gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK.nun 232/2-b maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.