Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/7008 E. 2010/8734 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/7008
- Karar No
- 2010/8734
- Karar Tarihi
Yankesicilik suçundan sanık ...'ün, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 492/7, 62, 81/2 (iki kez), 71. maddeleri gereğince 2 yıl 13 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İZMİR 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2002 tarihli ve 2000/521 esas, 2002/545 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, adı geçen hükümlü hakkında verilen 2 yıl 13 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin hükmün 1 yıl 14 ay 20 gün hapis cezası olarak infazına dair aynı Mahkemenin 05/12/2005 tarihli ve 2000/521 esas, 2002/545 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 26/01/2009 gün ve 3907 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 13/02/2009 gün ve KYB.2009/27574 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 25/03/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca lehe yasanın belirlenmesi amacıyla suçun unsurlarının tayini, takdir hakkının kullanılarak cezanın tayini, cezanın kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda hükmün zat ve mahiyetini değiştiren veya değiştirme ihtimali bulunan kararların 5252 sayılı Yasanın 9/1. maddesi gereğince duruşma açılarak verilmesi gerektiğinin gözetilmeden evrak üzerinde esas hakkında inceleme yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 1412 sayılı CMUK.nun 138, 141 ve 5271 sayılı CMK.nun 149, 150.maddeleri uyarınca, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturmanın her evresinde savunman talep edebileceği gibi, şüpheli veya sanık onsekiz yaşını doldurmamış yada sağır, dilsiz veya kendini savunamayacak durumda malul olursa istemi aranmaksızın kendisine savunman atanacağı, 5271 sayılı CMK.nun 2.maddesinde soruşturmanın yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar, kovuşturmanın ise iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreleri ifade ettiği, bu nedenle baro tarafından istem halinde veya Yasa gereği zorunlu olarak atanan savunmanın görevinin ilk hükmün kesinleşmesiyle son bulduğu, Mahkemenin 5.12.2005 günlü, 521-545 sayılı uyarlama kararının, ilk hükmün kesinleşmesi ile görevi son bulan hükümlünün soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki Yasaya göre atanan savunmanı Av.... ...’a tebliğ edildiği, kanun yararına bozmaya konu edilen 5.12.2005 tarihli kararın Ödemiş Cezaevinde bulunan hükümlüye yöntemince tebliğine ilişkin belgeye dosya içerisinde rastlanmadığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak Mahkemenin anılan kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolları, Mercii ve başvuru şeklinin de açıkça belirtilmediği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında kanun yararına bozmaya konu edilen hükmün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; 1-Mahkemenin 5.12.2005 günlü, 521-545 sayılı karar kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-Anılan kararın, yasa yollarına başvuru yolu,şekli ve merciini gösterir biçimde açıklamalı olarak hükümlüye tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 08.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.