Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/608 E. 2010/657 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/608
- Karar No
- 2010/657
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, Hırsızlık, kasten yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet sanık ... hakkında ise hırsızlık suçundan kurulan kurulan hükümlerin incelenmesinde, a- Sanık ...’e yüklenen ve 6136 sayılı Yasanın 13/1. maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 22.05.2001 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, b- Sanık ... yönünden, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3.maddeleriyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 23.2.1938 günlü 1937/23- 1938/9 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.5.1999 günlü 133/142 sayılı kararları ışığında, somut olayla ilgili 765 sayılı TCY’nın 495/2, 497/2, 102/2 ve 104/2. maddeleriyle 5237 sayılı TCY’nın 142/1-b, 66/1-e ,66/2-4, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda; 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına bulunduğunun anlaşılmasıyla yapılan incelemede; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e maddesinde, anılan Yasanın 142/1-b, maddesine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği ceza için 8 yıllık süre belirlenmesi, aynı maddenin 2. fıkrasına göre 15-18 yaş grubunda bulunan sanık için bu sürenin üçte ikisinin geçmesiyle kamu davasının düşeceğinin öngörülmesi ve 67/4. maddesi de gözetildiğinde 8 yıllık sürenin suç tarihi olan 22.05.2001 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunduğunun gözetilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle kısmen istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkındaki açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA (DÜŞMESİNE), II- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde, Kasıtlı suçtan hükümlülükleri bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Sanıkların olay günü gündüz vakti ... isimli alışveriş mağazasına giderek çaldıkları jiletleri kasaya geldiklerinde, yere koyup ayaklarıyla iterek dışarı çıkarmaya çalıştıkları sırada fark edilmeleri üzerine çaldıkları malları bırakarak kaçmaya başladıklarının, mağaza güvenlik görevlisi yakınanın peşlerinden kovalamaya başladığının, sanıkların yakalanmamak için yakınan taş attıklarının ileride trafik polislerini gören yakınanın yardım istemesi üzerine sanıkların önlerinin kesilmesi üzerine sanık ...’nin yakınana doğru sustalı tabir edilen bıçakla hamle yaptığının ancak isabet ettiremediğinin anlaşılması karşısında; eylemin 765 sayılı TCK’nun 495/2. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 497/2. maddesinde belirtilen yağma suçunu oluşturduğu ancak 5237 sayılı TCK’nda dolaylı yağma suçuna yer verilmemesi nedeniyle, sanığın eyleminin anılan Yasanın 142/1-b maddesindeki suçu oluşturduğu, lehe yasa karşılaştırmasının bu duruma göre yapılması gerektiği halde, hırsızlık suçuna göre yapılması, sonuca etkili olmadığından, eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek anılan madde uyarınca cezadan indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre sanık ... savunmanının temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA, III- Sanık ... hakkında hırsızlık ve kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin incelenmesine gelince, Kasıtlı suçtan hükümlülükleri bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanıkların olay günü gündüz vakti ... isimli alışveriş mağazasına giderek çaldıkları jiletleri kasaya geldiklerinde, yere koyup ayaklarıyla iterek dışarı çıkarmaya çalıştıkları sırada fark edilmeleri üzerine çaldıkları malları bırakarak kaçmaya başladıklarının, mağaza güvenlik görevlisi yakınanın peşlerinden kovalamaya başladığının, sanıkların yakalanmamak için yakınana taş attıklarının ileride trafik polislerini gören yakınanın yardım istemesi üzerine sanıkların önlerinin kesilmesi üzerine sanık ... ’in yakınana doğru sustalı tabir edilen bıçakla hamle yaptığının ancak isabet ettiremediğinin anlaşılması karşısında; eylemin 765 sayılı TCK’nun 495/2. maddesi yollamasıyla aynı yasının 497/2. maddesinde belirtilen yağma suçunu oluşturduğu ancak 5237 sayılı TCK’nun da dolaylı yağma suçuna yer verilmemesi nedeniyle, sanığın eyleminin anılan yasanın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçu ile 86/2-3e maddesinde belirtilen kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilip lehe yasa karşılaştırmasının buna göre belirlenerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Kabul ve uygulamaya göre de; a- Sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 142/1-b maddesindeki suçu oluşturduğu düşünülmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, b- 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek anılan madde uyarınca cezadan indirim yapılması, Bozmayı gerektirmiş sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.