Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/348 E. 2012/8123 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/348
Karar No
2012/8123
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, Konut dokunulmazlığını bozmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Suç tarihinin 12.02.2006 olarak yerinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCY'nın 35 ve 168. maddelerinin koşulları bulunmadığı halde mahkemece uygulanması ile yapılan hatadan sanığın ikinci kez yararlandırılamayacağı ve bu sebeple bozma nedeni yapılamayacağından hesap hatası sonucu fazla ceza tayinine ilişkin tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir. Sanığın tekerrüre esas alındığı belirtilen hükümlülüğünün karar tarihi, numarasının yanlış gösterilmesi, tekerrüre konu edilen mahkumiyetinin 6 ay 21 gün hapis cezasına ilişkin olmasına rağmen hükümlülüğün 6 ay 20 gün hapis cezası olarak gösterilmesi yerinde düzeltilmesi olanaklı maddi yazım hatası kabul edilmiş; sanığın adli sicil kaydında yer alan tekerrüre esas alınabilecek mahkumiyetleri içinde en ağırı olan Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10.01.2001 gün ve 1060-6 sayılı kararına konu olan hırsızlık suçundan hükmedilen hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi; sanığın, yakınan ...'ın konutundan hırsızlık yaptıktan sonra aynı sitedeki diğer yakınan Mustafa Olgaç'ın konutuna girmekle, yakınan ...'a karşı hırsızlık suçu tamamlandığı halde kalkışma hükmünün uygulanması suretiyle eksik ceza tayini; hırsızlık sonrası kaçan sanığın, hırsızlığa konu malları montunun cebine koyarak inşaat halindeki binanın birinci katına yere bırakıp, kendisinin ise dördüncü katına saklandığının anlaşılması karşısında somut olayda sanığın etkin pişmanlık iradesi ile hareket etmediği ve suça konu eşyaların üzerinde ele geçirilmesi halinde, aleyhine kanıt oluşturacağını düşünerek yere attığının kabulü gerekirken, “etkin pişmanlık” müessesesine yanlış anlam verilerek cezasından uygulama yeri olmayan 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesi ile indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesinin 4, 5 ve 6. fıkraları, “Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.” hükmünü içermektedir. Buna göre, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili karar verecek mahkemeye aittir.Bu açıklamalar ışığında, mahkumiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında TCY’nın 58/6-7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazdan sonra 1 yıl süre ile denetim serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “ Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” tümcesinin eklenmesi sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasından “1 yıl süre ile” sözcüklerinin çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/348, K. 2012/8123, T. 09.04.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-348-e-2012-8123-k-6c1825a948d7