Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/29766 E. 2013/2248 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/29766
- Karar No
- 2013/2248
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Mardin Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2003 günlü, 2002/281-2003/785 sayılı hükümlülük kararının, hükümlü ... tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen hükümlü yönünden kesinleştiği; anılan kararın sanıklar ... ve ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 31.01.2006 gün ve 2005/2432-2006/772 sayılı ilamıyla özetle “5237 sayılı TCY’nın 7. maddesi, 5252 sayılı Yasanın 5349 sayılı Yasayla değişik 9.maddesi uyarınca, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi ve bozmadan sanık ...’ın da yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen hükümlü ... da yararlandırılarak 22.01.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi hükmünün lehe yasa değerlendirmesi gerekçesiyle yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; hükümlü ... hakkında verilen 20.11.2003 günlü, 2002/281-2003/785 sayılı hükümlülük kararının kendisi yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanıklar ... ve ... hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü ... hakkındaki davadan ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, 2-Her ne kadar mahallinde yapılan keşif neticesi düzenlenen 19.03.2002 tarihli bilirkişi raporunda; keşif tarihinde mevcut olmayan, olay tarihinde evin dış yan tarafında bulunduğu kabul edilen kümese ulaşmak için şahsi çeviklik gerektirmediği belirtilmiş ise de; olaydan hemen sonra düzenlenen 03.12.2001 tarihli olay yeri inceleme tutanağında söz konusu kümesin yerden 3 mt. yükseklikteki evin damının üzerinde bulunduğu ve hükümlü ...'ın, bu dama sanık ...’ın omzuna basarak çıktığının belirtilmesi karşısında; eylemin 765 sayılı TCK’nın 493/1-son maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeyerek, sanıklar ... ve ... hakkında yazılı biçimde karar verilmesi, 3-Diğer sanıklarla fikir birliği içinde eyleme doğrudan katılan sanık ... hakkında 765 sayılı Yasanın 64/1. maddesi yerine 65/3. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, 4- Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi gereğince sanıklar ... ve ...’in hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, 5-Kabule göre de; hırsızlık suçu ikiden fazla kimse tarafından birlikte yapıldığı halde, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile sanıklar hakkında 765 sayılı TCK’nın 492/son maddesinin uygulanmaması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve hükümlü ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 326/son maddesi gereğince ceza süresi bakımından sanıklar ... ve ...’in kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 14/02/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.