Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/28360 E. 2013/4549 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/28360
- Karar No
- 2013/4549
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesi) SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme, sahte plaka ve ruhsat kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- İşyeri dokunulmazlığını bozmak, mala zarar vermek, sahte plaka ve ruhsat kullanmak suçlarından kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanıklar hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Sanıklar hakkında, hapis cezası ile cezalandırıldıkları her bir kasıtlı suç nedeniyle 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinde belirtilen haklardan ayrı ayrı yoksun kılınma kararı verilmemiş ise de, hükümlülüğün yasal sonucu olup infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür. Sanık ...’un, adli sicil kaydına göre, kesinleşmiş tekkerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesinin uygulanmaması, birden fazla kişiyle işyeri dokunulmazlığını bozan sanıklar hakkında TCK’nın 119/1-c. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla hükümlülüğün yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a, b, c, d, e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “ Kasten işlemiş oldukları suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetlerinin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a, b, c, d, e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına,” tümcesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Hırsızlık suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelenmeye gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanıkların, suç tarihinde katılana ait işyerine girerek içerden çeşitli elektronik eşyalar ile birlikte işyeri önünde park halinde bulunan araca ait orjinal kontak anahtarını da alarak işyerinden çıkıp, park halindeki otoyu haksız olarak ele geçirdikleri anahtarla çalıştırarak götürdüklerinin anlaşılması ve mahkemenin de bu yöndeki kabulü karşısında; eylemlerinin bir bütün olarak 5237 sayılı Yasanın 142/2-d. maddesine uyan tek hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanıkların, yakınanın hem işyerinden hırsızlık yaptıkları, hemde aracını çaldıklarından bahisle, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde iki ayrı suç kabul edilerek cezalandırılmalarına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 13/03/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.