Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/23660 E. 2012/24401 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2009/23660
Karar No
2012/24401
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Gerekçeli karar başlığında suç yerinin yazılmaması yerinde eklenmesi olanaklı kabul edilmiştir. I-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Suç tarihinde yürürlülükte bulunan 765 sayılı Yasa ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın karşılaştırmalı olarak birlikte değerlendirilmesi sonucunda lehe yasa saptanarak hükmün gerekçe kısmında belirlendikten sonra, hüküm fıkrasında saptanan lehe yasaya göre uygulama yapılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi; sanığın yakınana ait kapısı kilitli olan aracının sol ön kapısını sert bir cisimle zorlanarak açmaya çalıştığının anlaşılması karşısında sanık hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesi ile ceza tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde 142/1-e maddesi ile hüküm kurulması, sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamış, Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 5237 sayılı Yasa uyarınca lehe değerlendirme yapılırken, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK.nın lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda, aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 2-) Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak; hükümden 5237 sayılı TCK'nın 58. ve 53. maddelerinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkartılarak, 53. maddenin yerine "sanığın 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (a), (b), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına," cümlelerinin eklenmesi suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Oluş ve dosya içeriğine göre, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunu oluşturmasına karşın, aynı Yasanın 206. maddesi ile uygulama yapılması yasaya aykırı ise de; sanığa yüklenen ve 765 sayılı TCK'nın 343/2. maddesinde belirtilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddeleri ile hükümden önce 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 268, 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının suç tarihi olan 04/01/2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 17.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/23660, K. 2012/24401, T. 17.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2009-23660-e-2012-24401-k-2f1acee6970c