Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/20662 E. 2013/238 K.
Konu: Hırsızlık, Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/20662
- Karar No
- 2013/238
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık, Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, Sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 350/1. maddesinde tanımlanan sahtecilik suçunun, aynı Yasanın 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık olağan zamanaşımına bağlı olduğu ve suçun işlendiği 23.08.2004 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar 104/2. maddesinde belirtilen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... Dereli savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II- Hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.10.2007 gün ve 2007/6-195 esas, 2007/197 sayılı kararı ışığında, sanığın yakınanın konutuna saati tam olarak belirlenemeyen bir zamanda, plastik doğramadan üretilmiş mutfak balkon kapısını zarar vererek açıp içeri girmek suretiyle para, belge ve 2 adet cep telefonu ile birlikte aldığı oto anahtarıyla çıkıp, konutun önünde bulunan ve zilyetliği yakınana ait olan otomobili çalması eyleminde, araya zaman aralığı girmediği ve eylemin kesintiye uğramadan devam ettirildiği gözetildiğinde, hırsızlık suçunda 765 sayılı TCK’nın 80. maddesinde tanımlanan zincirleme suç hükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı, sanığın eyleminin bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu, suça vasıf verilirken eylem bütünlüğü içindeki en ağır niteliğe dayanılması gerektiği ve bu nedenle hakkında anılan Yasanın 493/2. maddesinin ya da zorlanarak açılan mutfak kapısının sağlam ve muhkem nitelikte olduğu anlaşılıp buna ilişkin kanıtlar somut olay ile örtüştüğü takdirde 493/1-2-son maddesi ile uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması, 2- 5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/2 ya da 493/1-2-son maddelerinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu; hırsızlık suçunu işlemek için yakınana ait konuta balkon kapısına zarar vererek giren ve diğer eşya ve para ile birlikte aldığı oto anahtarını kullanarak, evin önünde duran ve zilyetliği yakınana ait otomobili çalan sanığın eyleminin, hırsızlık suçunun yanı sıra ayrıca 5237 sayılı TCK’nın 116/1-4. maddesinde tanımlanan konut dokunulmazlığını bozmak ve aynı Yasanın 151/1. maddesinde tanımlanan mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi gereğince lehe olan yasa belirlenirken, bu konuda bir değerlendirme yapılmadan yazılı biçimde hüküm kurulması, 3- Tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyet hükmü ve denetime olanak verecek biçimde infaz tarihi araştırılmadan, 765 sayılı TCK’nın 81/2. maddesi ile cezada arttırma yapılması, 4- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün, 765 sayılı ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve her iki Yasaya göre, uygulanan yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezalar karşılaştırılarak, sanık yararına olan yasanın belirlenip hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde uygulama yapılması, 5- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/2, (mutfak kapısının sağlam ve muhkem olduğu kabul edildiği takdire 493/1-2-son), 522/1 (pek aşırı değer), (koşulları varsa 81/2) maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/2-d, 53, 116/1-4, 53, 151/1, 53. maddelerinde öngörülen cezaların türü, alt ve üst sınırları ile suç tarihi itibariyle konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçları için 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükmü bakımından, 5237 sayılı TCK’nın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında, sanık yarına olan yasanın yerinde yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Kabule göre de; 6- Zorlanarak ve zarar vererek açılan plastik doğramadan üretilmiş mutfak balkon kapısının, sağlam ve muhkem vasıfta olduğuna ilişkin kanıtlar, açıklanıp denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilmeden, 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesi ile uygulama yapılması, 7- 765 sayılı TCK’nın pek aşırı değere ilişkin 522/1. madde ve fıkrası ile cezada arttırma yapılırken, “değerin pek aşırı kabul edilmediği”nin yazılması suretiyle hükümde çelişki yaratılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.