Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/20616 E. 2012/22366 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/20616
- Karar No
- 2012/22366
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık ... tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanık ...’ın aşamalarda yüklenen suçu işlemediğini savunduğu, hakkında sanık ...’ın suç isnadından başka kanıt bulunmadığı dikkate alındığında; yaşı küçük olduğu için dava dosyasının ayrılmasına karar verilen ... isimli sanıkla ilgili davanın akibeti araştırılıp, olanaklı ise her iki dosyanın birleştirilmesi, değil ise onaylı bir suretinin denetim olanağının sağlanması için getirtilmesi ve kanıtlar birlikte değerlendirilerek neticesine göre, sanık ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 765 sayılı TCK’nın 493. maddesinin son fıkrasının uygulama koşullarının tartışılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde uygulama yapılması, 2- Yakınanın işyerinin dış kepenk kilidinin kazma ile kırılmak suretiyle açıldığı ve bu işlem sırasında anahtar ya da başka bir aletin anahtar gibi kullandığına ilişkin kanıt bulunmadığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Yasa yönünden yapılan değerlendirme sırasında, eyleminin 142.maddesinin 1-b. fıkra ve bendine uyduğu gözetilmeden, aynı Yasa maddesinin 2-d. fıkra ve bendi ile uygulama yapılması, 3- 5237 sayılı TCK’nın 145/1. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa Koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanıkların özgülenen kasıtları da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanakları varken yalnızca gereksinimleri kadar ve değer larak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezalardan indirim yapılması, 4- 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; gece vakti yakınana ait işyerinin kilit ve camını kırıp içeri girmek suretiyle yapılan hırsızlık eyleminin, yakınana karşı hırsızlığın yanı sıra; 5237 sayılı TCK’nın 116/2-4, (koşulları varsa 119/1-c) maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozmak ve aynı Yasanın 151/1. maddesinde tanımlanan mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu ve bu suçların 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddeleri ışığında “uzlaşma” hükümlerine bağlı olduğu dikkate alınarak lehe yasanın buna göre belirlenmesi gerekirken, bu suçlarla ilgili bir değerlendirme yapılmaması, 5- Uygulamaya göre, 765 sayılı Yasa hükümleri lehe olduğu halde, hükmün son bölümünde “5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğunun” yazılması ve bu ifade ile çelişir biçimde “765 sayılı Yasa uygulamasının yazılı olduğu bölümün geçerli sayılmasına ve uygulanmasına” biçiminde uygulama yapılması suretiyle hükmün karıştırılması, 6- 5271 sayılı CMK.nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.