Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/19650 E. 2010/2165 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/19650
- Karar No
- 2010/2165
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddesi uyarınca kural; lehe olan yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir. Ancak; a)-Önceki yasaya göre, sonraki yasa suçun öğelerinde, değişiklik yapmışsa, b)-Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa, c)-Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş, artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle, tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir. İnceleme konusu karara gelince: Hükümlü ...’nun, gece saat 03.00 sıralarında diğer arkadaşlarıyla birlikte araçlarına aldıkları yakınanı istediği yerde indirmeyerek bir süre alıkoyduktan sonra darp edip yağmaladıkları ... görülerek, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş 22.10.1999 tarih ve 1999/68-1999/102 sayılı kararıyla; 765 sayılı TCK.nun 497/1 ve 59. maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla hükümlendirildiği; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun uyarlanması istendiğinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 23.06.2006 tarihli ek kararla hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 149/1, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla hükümlülüğüne karar verilmiş ise de; 1- 5237 sayılı TCK.nun 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçu ile 765 sayılı TCK.nun 497/1. maddesinde yer alan yağma suçunun öğelerinin farklı olduğu, eylemin 5237 sayılı TCK.nun 149/1-c-h maddesine uyan yağma suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 109/2, 109/3-b maddelerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle, aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca temel cezaların ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirme yapılması için duruşma açılarak hüküm kurulmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi, 2- Hükümlü ve arkadaşlarının saat dışında yağmaladıkları para ve künyeyi soruşturma aşamasında iade ettiklerinin, yakınan ve hükümlülerin anlatımları ile belirlenmiş olması karşısında; kısmi iade nedeniyle yakınandan rızası sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK.nun 168/3-4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması, 3- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 497/1, 59, 31, 33. maddelerine göre, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 149/1-c,h, 168/3-4 (yakınanın rıza göstermesi halinde), 62/1, 53/1; 109/2-3.b, 62/1, 53/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, 5237 sayılı Yasa hükümlerinin hükümlü yararına olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması, 4- 5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi göz ardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan hükümlünün mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’nun temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 08.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.