Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/4142 E. 2012/2695 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/4142
Karar No
2012/2695
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 5237 Sayılı Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın tespit edilemeyen bir saatte yakınanın ikinci katta bulunan evine, üç metre yüksekliğindeki duvardan şahsi çeviklik gerektirecek şekilde tırmanıp, sağlam ve muhkem olan kapı kilidini kırarak hırsızlık suçuna kalkışması şeklinde gelişen eyleminin, 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b, maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/1, 151/1. maddelerine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, somut olayla ilgili 765 sayılı TCY’nın, 493/1, 62, 81/2-3, 5237 sayılı TCY’nın 142/1-b, 35/2, 53; 116/1, 53; 151/1, 53. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak olaya uygulanarak, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarıyla ilgili uzlaşma hükümleri de dikkate alınarak, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması; Kabule göre de; 2-)Sanığın, 3 metre yüksekliğindeki duvardan özel beceriyle tırmanıp, yakınanın evinden hırsızlığa kalkışması biçiminde gelişen eyleminin, 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesine uyan bina içinde hırsızlık suçunu oluşturduğu, zira, yasa koyucu 5237 sayılı TCY’da, 765 sayılı TCK.nun 493/1. maddesinde yer alan “şahsi çeviklik suretiyle hırsızlık” suçuna benzer bir düzenlemeye yer vermediği; ayrıntısı Ceza Genel Kurulunun 12.05.2009 gün ve 2009/6-80-2009/123 sayılı kararında belirtildiği gibi, 5237 sayılı Yasanın 142. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde; suçun; elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle işlenmesi hali nitelikli hırsızlık suçu olarak yaptırıma bağlanmış, aynı fıkranın son bendinde ise (b) bendinde belirtilen suçun, beden veya ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi cezanın ağırlatıcı nedeni olarak belirtilmiştir. Buna göre, 142. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendiyle; elde veya üstte taşınan eşyanın; a) Çekip almak suretiyle, b) Özel beceriyle çalınması, nitelikli hırsızlık olarak düzenlenmiştir. 142. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinin gerekçesinden yola çıkılmak suretiyle, “özel beceri” sözcüğünün “elde ve üstte taşınan eşya” koşulundan soyutlanarak (765 sayılı Yasanın 493. maddesinin 1. fıkrasının l. bendindeki) “kişisel çeviklik” halini de kapsadığı yönünde görüşler bulunmakta ise de; madde gerekçelerinin yalnızca yorum aracı olması ve bağlayıcı bulunmaması, metne aykırı olan madde gerekçesinin, maddenin uygulanma alanını genişletmesine olanak sağlamayacağı nazara alındığında ve 142. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinin yazımından; gerek çekip almak suretiyle ve gerekse özel beceriyle gerçekleştirilen hırsızlık fiillerinin, elde veya üstte taşınan eşyaya karşı işlenmesinin öngörüldüğü, anılan 2. fıkranın son cümlesindeki hükmün de bunu destekleyici nitelikte olduğu gözetilmeden, sanık hakkında 142/1-b maddesi yerine, aynı yasanın 142/2-b maddesiyle uygulama yapılarak fazla ceza verilmesi, 3-) Sanık hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı Yasanın 142/2-b ve 143. maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 9 ay hapis cezası üzerinden, malın değerinin azlığı ve kalkışma nedeniyle aynı Yasanın 145 ve 35. maddeleriyle iki kez 1/2 oranında indirim yapılırken, 11 ay 7 gün yerine, 11 ay 11 gün olarak fazla ceza tayini, 4-) 5237 Sayılı Yasanın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, koşulları bulunmadığı halde yazılı biçimde uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamadeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 21.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/4142, K. 2012/2695, T. 21.02.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-4142-e-2012-2695-k-2dcc16c114b3