Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/22724 E. 2010/20126 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/22724
Karar No
2010/20126
Karar Tarihi

Hırsızlık suçundan sanık ...’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 511/1, 72, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri gereğince 216 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyannca teciline dair, BAKIRKÖY 3. Çocuk Mahkemesinin 11/02/2008 tarihli ve 2007/465 esas, 2008/143 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 06/10/2008 gün ve 2008/11427-48403 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 03/11/2008 gün ve KYB.2008211049 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 13/11/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Dosya kapsamına göre; 1- Suç tarihinin 02/07/2002 olduğu somut olayda, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi 3. fikrasında yer alan “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7. maddesine nazaran lehe kanunun tespit edilerek uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde ve karma uygulama yapılmasında, 2- Suç tarihi itibarıyla 15-18 yaş grubunda yer alan sanık hakkında hükmedilen cezadan yaş küçüklüğü sebebiyle indirim yapılmamasında, 3- 5237 sayılı Kanun’un 62. maddesi uyarınca indirim yapıldığında 5 gün hapis cezasına hükmedilip, 647 sayılı Kanunun 4. maddesine göre sonuç cezanın 30 yeni Türk lirası adli para cezası olması gerekirken yazılı şekilde fazla ceza tayininde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz. Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından ve yapılan tebliği geçersiz kılacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz. İncelenen dosya içeriğine göre; Bakırköy 3.Çocuk Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 11.02.2008 tarihli kararında başvurulacak yasa yolu şekli ve süresinin ne zaman başlayacağı, kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça belirtilmediği için ilgililerin iradesinin yanıltıldığı, gerekçeli kararın da bu açıklamaları içerir biçimde savunmana yeniden tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu durumda yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru mümkün hale gelecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bakırköy 3.Çocuk Mahkemesinin 11.02.2008 tarih ve 2007/465 ve 2008/7458 sayılı kararının sanık ...’ın yüzüne karşı tefhim edildiği halde temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, ancak anılan kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken yasa yoluna başvuru şekli ve süresinin ne zaman başlayacağının kuşkuya yer vermeyecek ve yasaya uygun şekilde açıkça belirtilmediği, bu nedenle sanığın iradesinin yanıltıldığı gibi gerekçeli kararın bu açıklamaları içerir biçimde sanığa yeniden tebliğ edilmediği görüldüğünden kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından; 1-) Bakırköy 3.Çocuk Mahkemesinin 11.02.2008 tarih ve 2007/465 ve 2008/7458 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-) Sanık ...’a, anılan kararın, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 13.12.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/22724, K. 2010/20126, T. 13.12.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-22724-e-2010-20126-k-95d5b34b878c