Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/21620 E. 2011/46393 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/21620
Karar No
2011/46393
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükümlünün önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların uygulanmasını ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir. İnceleme konusu karara gelince; 1-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemde temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, 765 sayılı TCY’nda bu tür eylemlerde ağırlaştırıcı neden olmayan "gece" kavramının 5237 sayılı TCY’nın 143/1. maddesine göre cezayı artırıcı neden olması, bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden dosya üzerinde hüküm kurulması, 2-) 5237 sayılı TCK’nun 73/8. maddesi ile 5560 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca mala zarar verme suçundan uzlaştırma girişiminde bulunulması gerektiğinin düşünülmemesi, ./.. -2- 3-) Hükümlünün, park halindeki kilitli aracın camını kırarak düzkontak yapmak suretiyle hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 142/1. maddesinin (b) bendine uyduğu gözetilmeyerek aynı maddenin (e) bendi ile hüküm kurulması, 4-) Hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun, koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, 5-) 5377 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 29/6/2005 tarihinde, 5237 sayılı Yasanın 7/3. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden, aynı Yasanın 58/6-8. maddelerinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 6-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların uygulanmasını ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılıp yargılama yapıldıktan sonra kanunun uygun gördüğü tüm esasları içeren bir karar verilmesi gerekir. Uygulamaya göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.02.2006 tarih, 2006/10-11-12 sayılı kararında belirtildiği üzere; sınırlı amaçla ve istisnai olarak başvurulsa da, uyarlama yargılaması sonunda verilen ve hüküm niteliğine sahip olan yeni kararın, Ceza Yargılaması Yasasına göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurları taşıması, bünyesinde noksan husus bırakmaması ve infaz sırasında karışıklığa meydan vermemesi gerekir. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesine göre; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır.” Kuşkusuz bu zorunluluk, uyarlama yargılaması sonunda verilen kararlar bakımından da geçerlidir. Ancak bu yargılamanın amacı, kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması ile sınırlı olduğundan, yeniden bir olay yargılaması yapılmasını gerektiren ayrıksı durumlar dışında, önceki yargılamada iddia ve savunma olarak ileri sürülen görüşler ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Buna mukabil sonradan yürürlüğe giren yasaya göre kurulacak mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 230. maddesine uygun olarak, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesi zorunludur. Öte yandan uyarlama yargılamasına hakim olan ilkeler, güvenlik tedbirlerine ilişkin olanlar da dahil olmak üzere, önceki ve sonraki yasaların ./.. -3- ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın ayrı ayrı uygulanması suretiyle belirlenecek sonuçların karşılaştırılmasını, yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde bu düzenlemenin bir bütün olarak olaya uygulanmasını ve yargılama konusu suç yönünden varılacak hukukî sonuca göre suç eşyasının müsaderesi veya iadesi ile yargılama giderleri gibi hususların da karar altına alınmasını gerektirecektir. Bu uygulama sonucunda, sadece cezanın yeni yasaya göre belirlenmesi ile yetinilip yargılama giderleri hakkında bir karar verilmemesi hükümde eksiklik niteliğinde olduğu gibi, bu hususlarda kesinleşmiş önceki hükme atıf yapmak da hatalı bir uygulama olacaktır. Zira, önceki mahkûmiyet hükmünde değişiklik yapan yeni hüküm usulüne uygun biçimde kesinleştiğinde, öncekinin infaza dayanak tutulacak hüküm bölümü ortadan kalkacak, böylece geçerliliği sona ... önceki hükmün, şayet bu aşamaya kadar infaz edilmemişse müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin bölümünün de uygulama yeteneği kalmayacak, infaz sırasında infaz işlemleriyle sorumlu birimlerin sadece ve yalnız uyarlama hükmünün hüküm fıkrasıyla yetinerek işlemlerini yürütmeleri gerekecektir. Bu nedenle, esasen sadece hükmün kesinleşmesinden önceki yargılama giderlerinden sorumlu bulunan ve CMK’nın 325/2. maddesinde öngörülen “hakkaniyet” ölçütünün bir gereği olarak, sınırlı, istisnai ve zorunlu bir yargılama faaliyeti olan mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacak olan hükümlüden kesinleşme öncesindeki yargılama giderlerinin tahsil edilebilmesi bakımından, uyarlama yargılamasında verilen yeni kararda bu sorumluluğunun saptanması ve kesinleşen önceki hükümdeki yargılama giderlerinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama hükmünde de aynen gösterilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/21620, K. 2011/46393, T. 29.11.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-21620-e-2011-46393-k-3099b17a21d9