Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/17351 E. 2010/4026 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/17351
- Karar No
- 2010/4026
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının bozma, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın suç tarihinde yakalanamayan arkadaşı ... ile birlikte saat 14.30 sıralarında yakınana ait eve girerek 1 adet dizüstü bilgisayar, 2 adet altın yüzük ve cep telefonunu alarak çıktıkları sırada yakınanın sanığı görerek yakalanması için bağırması üzerine tanık ... tarafından sanığın yakalandığı, arkadaşının ise altın ve cep telefonları ile birlikte kaçması şeklinde gerçekleştirilen olayda, eylemin tamamlandığının gözetilmemesi ve konut dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılmasına göre; sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 119/1-c maddesi ile de uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanığın tanık ... tarafından yakalanmasının hemen öncesinde bilgisayarın bulunmaması amacıyla park halindeki aracın altına atılmış olması karşısında; 5237 sayılı TCK.nun 168. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından tebliğnamede bu yöndeki bozma düşüncesi benimsenmemiş, 5237 sayılı TCK.nun 63. maddesi uygulanmamış ise de, hükümlülüğün yasal sonucu olarak infaz aşamasında ve re’sen gözetilmesi olanaklı görülmüş,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığın, TCK’nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.