Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/17165 E. 2010/14262 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/17165
Karar No
2010/14262
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- 5237 sayılı Yasının 61. Maddesiyle cezanın belirlenmesinde, izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur.Buna göre somut olayda ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır.Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir.Bu açıklamalar ışığında bir suçtan dolayı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır.Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasanın 3. maddesinin birinci fıkrasındaki ” Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır. Hakimin temel cezayı belirlerken değindiği gerekçesi suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksirine dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yerinde ve yeterli olmalıdır.Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır.İki sınır arasında cezayı belirleme Hakime ait ise de bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması bu bağlamda suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi,topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması zorunludur.Sanığın yakınanın işyerinin asma kilitlerini ve kapı camını kırarak içeriden hırsızlık yapması biçiminde gelişen somut olayda, yerinde olmayan gerekçe ve soyut ifadelerle mala zarar verme suçu yönünden işlenen fiilin ağırlığıyla orantısız şekilde, üst sınıra yakın ceza tayini, 2- Hırsızlık suçuyla ilgili olarak, yakınanın gece 20.00’da işyerini kapattığını, gündüz 06.30 sıralarında geldiğinde olayı fark ettiğini belirtmesi, suç tarihinde güneşin 06.38’ de doğduğu, 16.21’ de battığının gece vaktinin 05.38’ de bittiğinin anlaşılması karşısında, eylemin geceleyin gerçekleştirildiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan 5237 sayılı Yasanın 143. maddesiyle uygulama yapılması ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçu için ise, aynı gerekçelerle anılan Yasanın 116/2-4. maddesiyle hüküm kurulması, 3- Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53/4. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarının uygulanamayacağının düşünülmemesi, 4- 5237 sayılı TCY.nın 2. maddesinin “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz” hükmünü içerdiği, yaşı küçük sanıklar hakkında hangi hallerde çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceğinin aynı Yasanın 31. maddesinde açık olarak belirtildiği, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin ne olduğunu gösteren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesinde de “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” hükmü karşısında; sanık hakkında uygulama koşulları bulunmadığı halde, ayrıca 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 5. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesi, 5- Kabul ve uygulamaya göre de: Hırsızlık suçuna ilişkin olarak temel ceza eylemin ağırlığıyla orantılı şekilde belirlendiği halde, suçun gece işlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı Yasanın 143. maddesiyle yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeden, en üst hadden artırım yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/17165, K. 2010/14262, T. 23.09.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-17165-e-2010-14262-k-072da2bc4034