Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/11982 E. 2012/8655 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/11982
- Karar No
- 2012/8655
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Kısmen mahkumiyet, kısmen beraat Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre katılan vekilinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesine gelince; Suçun işlendiği 15.02.2003 tarihi ile inceleme tarihi arasında sanık hakkında uygulanan 765 sayılı TCY'nın 512/1. maddesinde öngörülen cezanın tür ve süresine göre aynı Yasanın 102/4, 104/2.maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, III-Sanıklar ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesine gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 1-5237 sayılı TCY'nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY'nın 493/1. maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıklar ..., ... ve ...'in eylemlerinin, 5237 sayılı Yasa'nın 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçunu da oluşturduğunun gözetilmemesi, 2-Yüklenen suç nedeniyle yakalanan sanık ...'un suça konu malzemeleri sanık ...'ya sattıklarını açıkladığı, ...'nın kendisine satılan malzemelerin bulunduğu yeri göstererek bunların bir kısmının yakınana teslim edildiği olayda mahkemece suça konu malların diğer sanıklar tarafından değil sanık ... tarafından teslim edilmiş olduğu, bu sanıkların Mehmet'in zararını gidermediği, sanıklar Tacettin ve Mustafa yönünden bir pişmanlığın da olmadığı, bu nedenle 168. maddenin uygulanma koşullarının oluşmadığı gerekçesine dayanılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.10.2010 gün ve 2010/6-173-2010/208 sayılı kararında 5237 sayılı TCY'nın 168. maddesinde 765 sayılı TCY'nın 523. maddesinden farklı olarak mutazarrır (zarar gören) kavramı yerine mağdur kavramı kullanılmış olup, suç eşyasını satın alan kişi veya kişilerin mutazarrır kavramına dahil edildiği gibi, mağdur kavramına dahil edilmesi olanaklı bulunmadığından, 168. maddede düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için yalnızca maddede belirtilen suçların mağdurlarının zararının giderilmesi yeterli olacağından, ayrıca suça konu eşyayı satın alan kişi veya kişilerin başka bir anlatımla mutazarrının zararının giderilmesi koşulu aranmaması gerektiği; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2011 gün ve 2010/6-255-2011/294 sayılı kararında iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, 5237 sayılı TCY’nın 168. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmayacağı, buna karşın, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşulu yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranışlar yoluyla da ifade edilmesinin olayın özelliğine göre, suç ortaklarının failin gösterdiği pişmanlık ve iade iradesine örtülü veya açık şekilde rıza gösterdikleri durumda olanaklı olabileceği belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında, satın alanın zararının giderilmediği gerekçesiyle anılan maddedeki etkin pişmanlık hükmünün sanık ... hakkında (yakınandan kısmi geri vermeye rızası bulunup bulunmadığı sorulduktan sonra, sonucuna göre) uygulanmaması, sanıklar ... ve ... açısından ise sanıkların niçin pişmanlık duymadıklarının açıklanıp tartışılmaması ve buna ilişkin delillerin karar yerinde gösterilmemesi, 3-Kasten işlemiş oldukları suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetlerinin yasal sonucu olarak sanıklar ..., ... ve ...'in, 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin “a, b, c, d, e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 4-Sanıklar ..., ... ve ...'in işyeri dokunulmazlığını bozma suçları yönünden hükümden sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren, 5560 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 253 maddesi uyarınca uzlaşma işlemleri açısından yeni bir değerlendirme yapılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... savunmanlarının ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.