Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/22591 E. 2010/4024 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/22591
- Karar No
- 2010/4024
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanığın ana adının gerekçeli karar başlığında yerinde düzeltilmesi olanaklı kabul edilmiş;dosya içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara,gerekçeye ve Hakimin takdirine göre;suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanığın denize giren mağdurun sahilde bıraktığı çantası içerisindeki cep telefonunu alıp kaçtığı ve yaklaşık 30-40 dakika sonra çalılık bir alanda saklanırken yakalandığının anlaşılması karşısında; suçun işleniş biçimi, sanığın mağduru önceden tanımadığı ve saklanırken yakalanmış olması nedeniyle, “hırsızlık suçunun geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek iradesiyle” işlenmediği anlaşıldığı halde, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek ve sanığın oluşa aykırı yanıltıcı savunmasına itibar edilerek 5237 sayılı TCK’nun 146/1.maddesi ile uygulama yapılması, 2- Sanığın olaydan sonra saklandığı sırada mağdurdan çaldığı cep telefonunun tanık ... tarafından aranması üzerine,arayan numaraya mesaj çekip “telefonu aldığım için özür dilerim,akşam Umutların av büfesinden al” yazmasının “etkin pişmanlık” anlamında rızai iade sayılamayacağı ve suçun işlenmesinden yaklaşık 30-40 dakika sonra çalılık bir alanda saklanırken kolluk görevlilerince yakalandığının anlaşılması karşısında, yasal koşulları oluşmayan 5237 sayılı TCK’nun 168/1.maddesi ile cezasından indirim yapılması, 3- 5237 sayılı TCK’nun 50/1-f.maddesinde öngörülen “gönüllü olmak” koşulunun hükümden önce sanığa sorulup belirlenmesi gerekirken, bu hususun infaz aşamasına bırakılması suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması, 4- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23.maddesinde öngörülen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanma koşullarının kovuşturması şikayete tabi suçlarla ilgili olmadığı ve tüm sonuçları yönünden 5237 sayılı TCK’nun 50/1-f.maddesindeki seçenek yaptırımdan daha lehe olduğu düşünülmeden, yazılı gerekçe ile anılan maddenin uygulanmamasına hükmedilmesi, Kabule göre de; 5- 5237 sayılı TCK’nun 146/1.maddesi ile uygulama yapılırken yasa ve madde numarasının hükümde gösterilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 12.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.