Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/14918 E. 2011/9742 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/14918
- Karar No
- 2011/9742
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık hakkında, hırsızlık suçundan yapılan uygulanması sırasında, uygulama maddesinin TCK’nun 142/1-b maddesi yerine 142/2-b maddesi olarak gösterilmesi, gösterilen gerekçe karşısında maddi hata kabul edilip yerinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür.
Sanıkların, gündüz sayılan zamanda yakınana ait konutun kapısını zorla açıp içeri girdiklerinde yakınanın bağırması ile birşey hırsızlayamadan olay yerinden kaçtıklarının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCY’nın 142/1-b, 35/2. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçuna teşebbüs yanında aynı Yasanın 151/1. maddesindeki mala zarar verme ve 116/1. maddesindeki ikonutdokunulmazlığını bozmak suçlarını da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi ve adı geçen Yasanın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, koşulları bulunmadığı halde yazılı biçimde uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla hükümlülüğün yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözardı edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; "5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına" ve “yargılama giderlerine” ilişkin bölümler çıkartılarak, yerlerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına,” ve “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” tümcelerinin eklenmesi suretiyle eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.