Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2007/11229 E. 2010/15121 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2007/11229
- Karar No
- 2010/15121
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nın 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya, önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili tüm hükümlerinin birbirlerine karıştırılmaksızın uygulanmasını ve her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini gerektirmektedir. Bu belirleme, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeyen; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ya da önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdiri gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde yapılabilecektir. Ancak; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın, 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi gözetilerek tayin ve takdirinin gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerekmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi, önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınması gibi durumlarda, duruşma açılarak değerlendirme yapılmalıdır. İnceleme konusu karara gelince; 1- 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylem nedeniyle temel cezaların ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, hırsızlık suçunun geceleyin işlenmesi yönünden artırım ve takdiri indirim oranları ile mala zarar verme suçları yönünden uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi için bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçun yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılması ve tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, 2- Sanığın, sağ ön kapı camını kırıp düz kontak yaparak yakınana ait aracı çaldığı ve Mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğunun anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesine uyduğu gözetilmeden, aynı Yasanın 142/2-d maddesiyle hüküm kurulması, 3- 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile, 765 sayılı TCK.nun 493/1. maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın, sağ ön kapı camını kırıp düz kontak yaparak yakınana ait aracı çaldığı ve yakınmanın da devam ettiğinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 151/1. maddesinde belirtilen mala zarar verme suçunu da oluşturduğu gözetilmeden, anılan suçtan hüküm kurulmaması, 4- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/1, 522/1 (pek aşırı), 59/2, 40. maddeleriyle hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 62/1, 53, 63; 151/1, 62/1, 53, 63. (5271 sayılı CMK.nun 253, 254.) maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddeleri ışığında; 5237 sayılı Yasa hükümlerinin hükümlü yararına olduğunun gözetilmesi zorunluluğu, 5- Hükümlünün, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması, 6-Uyarlama kararı ile birlikte ilk hüküm hukuken ortadan kalktığından, yargılama gideri hakkında yeni bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’un temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü yararına uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 30/09/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi