Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/15433 E. 2010/283 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2006/15433
- Karar No
- 2010/283
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Kasıtlı suçtan hükümlülükleri bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Sanık hakkında TCY’nın 53.maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de, hükümlülüğün yasal sonucu olarak infaz aşamasında dikkate alınması olanaklı görülmüş, Hırsızlık suçunun yakınanın iki katlı, birbirinden bağımsız girişi olan ve içerden bağlantısı olmayan evinde, birinci kata şahsi çeviklik gerektirecek şekilde tırmanıp balkon kapısının kırılarak içeriden küçük ekran televizyon, telsiz telefonun çalınarak kiralanan araca yüklendikten sonra , bu kez ikinci kata sağlam olan kapısının kırılarak içeri girilip içi boş olan çelik kasa ve ısıtıcının çalınması suretiyle işlenmiş olması ve sanığın arkadaşıyla birlikte hırsızlık suçunu işlerken oluşa ve dosya kapsamına göre girdikleri yerlerin aynı yakınana ait olduğunu bilmediğinin anlaşılması karşısında; eylemin iki ayrı hırsızlık suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile, 765 sayılı TCY’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, hırsızlık suçunun yakınanın iki katlı, birbirinden bağımsız olan evlerine, birinci kata şahsi çeviklik gerektirecek şekilde, ikinci kata ise kapısını kırarak içeri girilmek suretiyle işlenmiş olması nedeniyle, şikayetin mevcut olması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra anılan yasanın 116/1. maddesinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması, 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek anılan madde uyarınca cezadan indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından, uygulamaya göre de; 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, 5560 sayılı Yasa ile 5271 sayılı CMK.nun 150/3. maddesinde yapılan değişiklik ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 günlü 2006/8-317, 2006/319 sayılı kararı karşısında; hükmün tefhim edildiği son oturumda, sanığın savunmanı bulundurulmaksızın karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 150/3, 151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması, sonuca etkili olmadığından; bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 21.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.