Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/11621 E. 2010/2090 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2006/11621
Karar No
2010/2090
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Sanıkların, konutun 2.20 metre yüksekliğindeki penceresine, biri diğerinin omuzuna basmak suretiyle tırmanıp, açık pencereden girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlemeleri biçimindeki eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesine uyan bina içinde hırsızlık suçunu oluşturduğu, zira, yasa koyucu 5237 sayılı TCY’nda, 765 sayılı TCK.nun 493/1. maddesinde yer alan “şahsi çeviklik suretiyle hırsızlık” suçuna benzer bir düzenlemeye yer vermediği; ayrıntısı Ceza Genel Kurulunun 12.05.2009 gün ve 2009/6-80-2009/123 sayılı kararında belirtildiği gibi, 5237 sayılı Yasanın 142. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde; suçun; elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle işlenmesi hali nitelikli hırsızlık suçu olarak yaptırıma bağlanmış, aynı fıkranın son bendinde ise (b) bendinde belirtilen suçun, beden veya ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi cezanın ağırlatıcı nedeni olarak belirtilmiştir. Buna göre, 142. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendiyle; elde veya üstte taşınan eşyanın; a) Çekip almak suretiyle, b) Özel beceriyle çalınması, nitelikli hırsızlık olarak düzenlenmiştir. 142. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinin gerekçesinden yola çıkılmak suretiyle, “özel beceri” sözcüğünün “elde ve üstte taşınan eşya” koşulundan soyutlanarak (765 sayılı Yasanın 493. maddesinin 1. fıkrasının l. bendindeki) “kişisel çeviklik” halini de kapsadığı yönünde görüşler bulunmakta ise de; madde gerekçelerinin yalnızca yorum aracı olması ve bağlayıcı bulunmaması, metne aykırı olan madde gerekçesinin, maddenin uygulanma alanını genişletmesine olanak sağlamayacağı nazara alındığında ve 142. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinin yazımından; gerek çekip almak suretiyle ve gerekse özel beceriyle gerçekleştirilen hırsızlık fiillerinin, elde veya üstte taşınan eşyaya karşı işlenmesinin öngörüldüğü, anılan 2. fıkranın son cümlesindeki hükmün de bunu destekleyici nitelikte olduğu gözetilmeden, sanıklar hakkında 142/1-b maddesi yerine, aynı yasanın 142/2-b maddesiyle uygulama yapılarak fazla ceza verilmesi, 2-5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1-son maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların, yakınanın 2. katta bulunan konutuna şahsi çeviklikle tırmanıp açık olan pencereden girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında eylemlerinin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 116/1, 119/1-c maddelerindeki konut dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğu halde, bu suçtan değerlendirme yapılmadığının anlaşılması karşısında; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanıklar yararına olan hükmün önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozmak suçlarını oluşturan eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde indirim yapılması, 4- Sabıkası olmayan sanık ... hakkında, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, yukarıdaki nitelendirme ve bozma nedenlerine göre, aynı Yasanın 24. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, 5- Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, CMK’nun 326/2. maddesine aykırı olarak "birlikte” alınmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğname gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi gereğince kazanılmış haklarının korunmasına,. 03/03/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/11621, K. 2010/2090, T. 03.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2006-11621-e-2010-2090-k-15f212086f60