Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/10759 E. 2010/2664 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2006/10759
Karar No
2010/2664
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanık ve arkadaşının, kapıyı sökmeye çalışmak suretiyle yakınana ait işyerine girmeye kalkıştıklarının anlaşılması karşısında, işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 116/2 ve 119/1-c maddeleri uyarınca, sanık hakkında zamanaşımı içerisinde Cumhuriyet Başsavcılığınca işlem yapılması olanaklı görülmüş, 5237 sayılı TCY'nın 61/4 ve 5. fıkralarına aykırı olarak, aynı Yasanın 35/2. maddesinin, 145. maddesinden önce uygulanması, sonuca etkili olmadığından; kabul ve uygulamaya göre de, 5237 sayılı TCY'nın 145. maddesindeki "malın değerinin azlığı" kavramının 765 sayılı Yasanın 522/1. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, "değerin azlığf'nın 5237 sayılı Yasaya özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacı dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmayarak, sanığın önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması nedeniyle, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) Sanığın, TCY'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, maddede öngörülen hakların tamamından yoksun kılınmanın da hükümlülüğün doğal sonucu olup takdire bağlı bulunmadığı gözetilmeden, sanığın ceza süresine eşit olarak bazı haklardan yoksun kılınmasına karar verilmesiyle yetinilmesi, 2-) 5237 sayılı TCY'nın erteli para cezalarının çektirilmesine ilişkin bir düzenleme içermediği gözetilmeden, aynı Yasanın 51/7. maddesi uyarınca sanık hakkındaki erteli para cezasının aynen çektirilmesine karar verilmesi, 3-)Sanığın Adli sicil kaydındaki suçları işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olduğu anlaşıldığından, hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/5. maddesi uyarınca tekerrür hükmünün uygulanmayacağının gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK'nun 53, 51/7 ve 58. maddelerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılması, 53. maddesinin yerine, "sanığın, TCY'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına" cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri eleştiriler dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/10759, K. 2010/2664, T. 16.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2006-10759-e-2010-2664-k-8f9fd2a02d69