Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/825 E. 2025/12115 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/825
- Karar No
- 2025/12115
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1077 Esas, 2024/1462 Karar KARAR : Esastan ret / Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/232 Esas, 2023/778 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili, tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden usulden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz, davalı ... vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, .... ilçesi, ..... Mahallesi 2127 parsel (yeni 127 ada 919 parsel) sayılı taşınmazın 13.688,60 m2lik kısmının ( ifrazen 127 ada 1247 parsel) kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olup taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını savunarak taşınmazın gerçek değerinin tespitini istemiştir.
2. Diğer davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelden acele el koyma bedelinin mahsubu suretiyle tespit edilen fark kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalılara tapudaki payları oranında derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile davalılar ..., ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerinin çok üzerinde olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının % 4 olarak uygulanmasının doğru olmadığını, objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesinin iptal kararına aykırı karar verildiğini, kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle enflasyon karşısında yitirilen değerinin karşılanması gerektiğini, enflasyon oranlarının altında olmayan bir faize hükmedilmesi gerektiğini, davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara eşit olarak dağıtılması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, uygulanan objektif değer artış oranının düşük olduğunu, kamulaştırma bedelinin enflasyon etkisiyle yitirilen değerinin karşılanması ve enflasyon oranları üzerinde bir faiz ödenmesi gerektiğini ileri sürerek adli yardım talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'in adli yardım talebinin yerinde görülmediği ve istinaf harcı da yatırılmadığından istinaf itirazlarının değerlendirilmediği, kamulaştırma bedelinin davacı idare vekili tarafından süresinde depo edilmediği, öte taraftan davalı ... vekilinin duruşmadaki ve istinaf dilekçesindeki beyanlarında işin esasına girilmesine muvafakatinin bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesini istediği, bu nedenle işbu davalı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, diğer davalılar yönünden yapılan incelemede ise; arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak zemine, resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek üzerindeki yapıya değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ile resmi verilerin uyumlu ve münavebeye alınan ürünlerin yörenin münavebe sistemi ile uyumlu olduğu, bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre belirlenen objektif değer artırıcı unsur oranının yerinde bulunduğu, kapitalizasyon faizinin %4 oranı yerine %3 oranı alınmış ise de sonuç bedelin taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliğine göre adil ve hakkaniyete uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden usulden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz, davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince birbiriyle çelişir şekilde karar verildiğini, istinaf mahkemesinin işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle verilen kaldırma kararının, davacı idare yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğunu, bu nedenle davalı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, eksik ve hatalı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Adli yardım 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 336 ncı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi Bölge Adliye Mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.
3. "Adli yardım talebinin incelenmesi " başlıklı 337 nci maddenin birinci fıkrasında; " Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir.";
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
4. Somut uyuşmazlıkta; davalı ...'in istinaf istemi nedeniyle talep ettiği adli yardım talebini inceleyip karar verme, bu hususta verilen karara itiraz halinde ise değerlendirme yetki ve görevinin bölge adliye mahkemelerinin ilgili dairelerine ait olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince, adı geçen davalının adli yardım talebi hakkında karar verilip yukarıda açıklanan usul kuralları çerçevesinde itiraz prosedürü işletildikten sonra, istinaf incelemesi yapılarak esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, itiraz prosedürü işletilmeden gerekçeli karar ile adli yardım talebinin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Bozma nedenine göre davacı idare vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.