Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4639 E. 2025/12936 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4639
- Karar No
- 2025/12936
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1053 Esas, 2025/204 Karar KARAR: Esastan ret
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyü 2617 parsel sayılı taşınmazın davalı ... Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde bulunduğunu, söz konusu taşınmaz hakkında kadastro davası devam ederken davalı kurumun 221 sayılı Kanuna dayanarak ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/44 Esas, 1971/729 Karar sayılı dosyasında tescil davası açtığını, dava sonucunda tescil kararı verildiğini, tescil sonucunda 27... parsel sayılı dava konusu taşınmazın 2616, 26 17... sayılı üç ayrı parsele bölündüğünü ve dava konusu 2617 parselin 21.09.1072 tarih ve 3131 sayılı işlem ile davalı kurum adına tescil edildiğini, kök parselin ayrılan diğer parsellerinin ise müvekkillerinin adına tescil edildiğini, söz konusu dava ile ilgili olarak müvekkillerine usulüne uygun şekilde yapılmış tebligat bulunmadığını, dava konusu taşınmaz için ödenmiş bir bedel de bulunmadığını, söz konusu kararın yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, kamulaştırmasız el atma hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davalı kuruma 2942 sayılı Kanun hükümlerine göre 22.08.2017 tarihinde uzlaşma başvurusunda bulunduklarını, ancak başvurularının 30.01.2018 tarihinde reddedildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 10.000,00 TL kamulaştırma bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini, ayrıca 221 sayılı Kanundaki iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı definde bulunduğunu, davanın esasına ilişkin olarak dava konusu taşınmazın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/44 Esas, 1971/729 Karar sayılı kararı ile müvekkili idare adına tescil edildiğini, söz konusu yerin... Suyu hattı güzergâhına ait olduğunu ve kültür varlığı olarak tescilli olduğunu, bu nedenle müvekkili idarenin zilyetliğinde olduğunu, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın kadastro mahkemesi kararından önce açıldığını, karar tarihinde de kadastro mahkemesi kararının bulunmadığını, dava konusu taşınmaza el atma olmadığını, 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre daha özel bir tasfiye yöntemi içermesi nedeniyle öncelikle uygulanması gereken bir kanun olduğunu, 221 sayılı Kanunda yer alan gayrimenkullerin ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayıldığını, hem eski hem de yeni Medeni Kanun'a göre de taşınmazın mülkiyetinin tahsis tarihinde ilgili idareye geçtiğini, 221 sayılı Kanun'un 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 1956 tarihinden önce fiilen kamu hizmetine ayrılan taşınmazları kamulaştırmış sayarak 1956 yılından önce kamu hizmetine ayrılmış bütün taşınmazların tasfiye edilmesi sonucunun doğduğunu, söz konusu taşınmazın bedelinin dava yoluyla talep edilmesi hakkının da 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden iki yıl sonra düşeceğinin düzenlendiğini, bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın öncelikle ... Tapulama Mahkemesinin 1963 / 555 Esas, 1972 / 234 Karar sayılı kararı ile davalı idare adına tescil edildiği, buna göre davacı tarafın mülkiyet iddiasını dayandırdığı taşınmaz yönünden dava açma yasal süresi olan 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesindeki yasal sürenin geçtiği, davacıların ve murislerin taşınmazın malikleri olmadığından kamulaştırmasız elatmaya dayalı tazminat istemlerinin yerinde olmadığı, davanın mahkeme kararındaki yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, (Benzer nitelikteki kararlar BAM 5.HD. 2021/1014, BAM 5.HD. 2021/615, BAM 5.HD. 2021/663, BAM 5.HD. 2018/1789 ) davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya incelenmesinden, dava konusu taşınmazın kök parselinin 26.09.1961 tarihinde muris adına kısmen tescil edildiği ve el atma tarihinin 1956 öncesi olduğu anlaşılmakla, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kararı iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmakla davanın hak düşürücü süreden reddi yerine hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru değilse de sonucu itibarıyla doğru olduğundan bozma konusu yapılmamıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.