Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3441 E. 2025/9348 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3441
Karar No
2025/9348
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2186 Esas, 2025/103 Karar KARAR : Esastan ret / Usulden ret

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili, yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden usulden reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyü, 4 parsel sayılı taşınmazın 418,28 m²lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; değer tespitinde kullanılan buğday- yonca- karşık sebze münavebesinin hatalı olduğunu, kapitalizasyon faizinin hatalı belirlendiğini, bilirkişi raporunun bilimsellikten uzak olduğunu, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, aynı bölgedeki komşu parseller ile farklı fiyatlar belirlendiğini, raporlar arasında çelişki olduğunu, bilirkişi raporunda dükkanın dikkate alınmadığını, yapı bedelinin hesaplanmadığını, kapitalizasyon faiz oranının hatalı hesaplandığını, objektif değer artışı hesaplanması gerektiğini, arta kalan alanda değer azalışı hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı idare, tapuda kayıtlı olmayan dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16 ncı maddesinde sayılan kamu mallarından olmadığını tespit etmiş, taşınmazları zilyetlikle iktisap iddiasında bulunan davalının zilyetliğine mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde Hazine veya üçüncü bir kimse tarafından itiraz edilmemiş olup dosya kapsamına göre, davaya konu muhdesatların yol güzergahı içerisinde kaldığı ve davalıya ait olduğu anlaşılmış, mahallinde yapılan keşif, mahkeme gözlemi ve taşınmaza ait fotoğraflardan sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza o yörede mutad olarak ekilen münavebe ürünleri çayır ve yonca verileri esas alınarak olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilmesinde, hesaplamaya esas alınan ürünler ile kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak tespitinde, dosya kapsamından anlaşılan taşınmazın özelliğine göre % 10 oranında objektif artışı uygulanmasında, yapılara resmi birim fiyatları esas alınarak ve yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde, ağaçlara yaş cins ve verim durumlarına göre değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine ve bu konuda bankaya müzekkere yazılmasına karar verilmesinde, davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasında ve davacı yararına vekâlet ücreti takdir edilmemesinde istinaf edenin sıfatına göre bir isabetsizlik görülmediği, her ne kadar dava tarihi olan 2021 yılı itibarı ile taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaş ve cinsine göre, maktu değerlerini gösterir resmi veriler İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden getirtilip, ağaçların maktu bedeline hükmedilmesi gerekirken, ağaç bedellerini kaim değer yöntemi üzerinden hesaplayan rapora itibar edilerek hüküm kurulması doğru değil ise de; istinaf denetiminden geçen başka dosyalarda çevre iller ..., .., ..., ... ve ... İl Tarım ve Orman Müdürlüklerine meyve ağaçlarının maktu değerlerinin istenmesi için müzekkere yazılmış ve gelen yazı cevaplarından ... İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin denetime elverişli olduğu, diğer illerde maktu ağaç verilerinin olmadığı, ... verilerinin ağaçların maktu değerlerini içerdiği anlaşılmakla ... İl Tarım ve Orman Müdürlüğü resmi verilerine göre yapılan hesaplamada ağaç bedelinin daha yüksek olduğu anlaşıldığından bu husus istinaf edenin sıfatı ve özellikle kazanılmış hak ilkesi gözetilerek kaldırma nedeni yapılmayarak davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ve davalı tarafın istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.

3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yerindedir.

4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3441, K. 2025/9348, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3441-e-2025-9348-k-4fb549b62800