Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1884 E. 2025/11909 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1884
- Karar No
- 2025/11909
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1188 Esas, 2024/47 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/133 Esas, 2023/130 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait Sakarya ili, ..., ... 980 ada 24 parsel taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında yüzölçümü düzeltilmesi işlemi ile 417,91 m²lik kısmının tapudan terkin edildiğini, davacının taşınmazı 888 m² olarak satın aldığını, taşınmazın yüzölçümünde azalma meydana geldiğini, davacının bu nedenle zararının meydana geldiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500,00 TL'nin kadastro işleminin kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında tazminat talebini 501.062,10 TL ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazları bulunduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin sorumluluğundan söz edilebilmesi için tapu sicilinin tutulmasında tapu sicil müdürü ya da memurunun hukuka aykırı bir işleminin ve bununla zararlı sonuç arasında nedensellik bağının varlığının gerekli olduğunu, dava konusu olayda tapu sicil müdürü ya da memurunun hukuka aykırı bir işlemi söz konusu olmadığını, Hazinenin kusursuz sorumluluğu yoluna gidilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, dava konusu taşınmazın kadastral çapa bağlandığının tartışmasız olduğunu, dava da kadastral çapa bağlı taşınmazın yüzölçümü hesabında hata yapıldığı iddia edildiğinden sorunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi çerçevesinde giderilmesi gerektiğini, buna göre kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerin geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü sınırlandırma tersimat ve hesaplamalardan doğan hataların ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltileceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne, belirlenen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarını tekrar ettiklerini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin sorumluluğundan söz edilebilmesi için tapu sicilinin tutulmasında tapu sicil müdürü ya da memurunun hukuka aykırı bir işleminin ve bununla zararlı sonuç arasında nedensellik bağının varlığının gerekli olduğunu, dava konusu olayda tapu sicil müdürü ya da memurunun hukuka aykırı bir işleminin söz konusu olmadığını, Hazinenin kusursuz sorumluluğu yoluna gidilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, dava konusu taşınmazın kadastral çapa bağlandığının tartışmasız olduğunu, davacının iddia ettiği yüzölçümdeki azalışın komşu parsellerde artışa sebep olup olmadığı, varsa davanın artışa sebep olan parsele yöneltilmesi hususları araştırılmadan hüküm kurulduğunu, taşınmazın tarla vasfında olduğunu, talep artırım dilekçesi verdikten sonra yeniden bir talep artırımı yaptığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının 888.00 m² olarak sahibi olduğu taşınmazın sonrasında 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca düzeltme işlemine tabi tutulduğu ve taşınmazın yüzölçümünün 470.91 m²ye düştüğü, anılan eksilmenin teknolojik ve yöntem farklılıklarından kaynaklandığı, taşınmazın zemindeki kullanım durumu ile haritasındaki sınırlarında eylemli bir değişiklik olmadığının tespit edildiği, davaya konu taşınmazın yüz ölçümündeki azalma nedeniyle davalının sorumluluğuna gidilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, işleminin 23.02.2021 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 27.04.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşıldığından, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyanın incelenmesinden, Sakarya ili, ..., köyü 1209 parsel sayılı, 888 m² yüzölçümlü taşınmazın 1964 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları esnasında dava dışı üçüncü şahıs adına tespitinin yapıldığı, muhtelif tarihlerde yapılan satış ve intikallerden sonra 19.12.2014 tarihinde yapılan satışla davacı tarafından edinildiği, 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uyarınca düzeltme işlemine tabi tutulduğu ve taşınmazın yüzölçümünün 470.91 m²ye düştüğü yenilemenin 23.02.2021 tarihinde kesinleşerek tescil edildiği, eldeki davanın 27.04.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.