Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/14980 E. 2026/1764 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/14980
- Karar No
- 2026/1764
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1071 Esas, 2025/1090 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/78 Esas, 2025/153 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1115 parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ile bu hakkın idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın halihazırda tarla olarak kullanıldığını, bahsi geçen davaya konu parseller için değer düşüklüğü oranı hesaplanırken araziler için belirlenen kıymet düşüklüğü oranlarının uygun olmadığını, emsal taşınmazların bedellerinin belirlenerek karşılaştırılmalı ve örnekleyici incelemesinin yapılmadığını, münavebe verilerinin dosyaya alındığı tarih itibarıyla en eski tarihli olan verinin dikkate alınması gerektiğini, bedel tespit ve tescil davalarında Yargıtay içtihatlarında istikrarlı bir biçimde değerlendirme tarihinden hükmün açıklandığı tarihe kadar yasal faiz uygulanması gerektiğinin belirtildiğini, faize, faizin başlangıç tarihine, niteliğine, oranına itiraz ettiklerini, davalıların uzlaşma çağrılarına cevap vermeyerek dava açılmasına sebebiyet verdiklerinden harçlar ve yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı taraf aleyhine hükmedilmesi gerektiğini, davalı lehine vekâlet ücreti taktir edilirken müvekkili lehine vekâlet ücreti taktir edilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu, dosyadaki bilgi ve belgelerle denetlendiğinde; raporda hesaplamalara esas alınan münavebe ürünlerinin ve ilgili verilerin dosyaya kazandırılan 2024 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün resmî verileriyle uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre belirlenen objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, irtifak tesisi istenilen hattın taşınmazdan geçtiği yer ve geçtiği alan dikkate alındığında değer düşüklüğü oranının dosya kapsamına uygun olduğu görülmüş; belirlenen kamulaştırma bedelinin de adil ve hakkaniyete uygun olduğunun değerlendirildiği, ancak dava tarihi yerine 2024 yılına ait resmî verilerin kullanılması aleyhe değerlendirme yapılamayacağından eleştirildiği, ve 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki "Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir." hükmü, Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olup Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen iptal kararının gerekçesi ve Anayasa'nın "Kamulaştırma" başlıklı 46 ncı maddesinin son fıkrasında yer alan "... ve herhangi bir şekilde ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır." hükmü birlikte gözetildiğinde; iptal kararı sonrası açılan somut davada kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar "kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz" oranının uygulanması gerekirken yasal faiz uygulanması, aleyhe istinaf olmaması nedeniyle eleştiri konusu yapılmakla yetinildiği, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında, davanın niteliği gereği davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yerinde olduğundan davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.