Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1254 E. 2025/11929 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1254
- Karar No
- 2025/11929
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/7 Esas, 2023/27 Karar KARAR : Ret / Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın tapu kütüğüne hatalı tescil edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalılar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ..... Tapu Müdürlüğü yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu olan Balıkesir ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 164 ada 1 parsel sayılı 262,07 m² miktarlı arsa vasıflı taşınmazın davacılar murisi ... ...’e satıldığını, Tapu Müdürlüğünce ... adına tapu kaydı düzenlendiğini, ancak tapu kütük sayfasında ... ... adına yapılması gereken tescil işleminin 22.08.1997 tarihinde ... adına hatalı şekilde tescil edildiğini, taşınmazın 22.05.2008 tarihinde ... mirasçılarına intikal ettiğini ve 05.07.2013 tarihinde ise ... mirasçıları tarafından ....’a devredildiğini, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... Tapu Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca açılan tazminat davalarında davalı sıfatı Hazineye ait olduğundan Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davacıların tapudaki hatalı işlem sonrasında taşınmazı satın alan kişilere karşı açacakları tapu iptal ve tescil davası ile taşınmazlarını geri alma hakları mevcut olduğunu, bu durumda ortada zarar kalmadığından tazminat davasının da haksız duruma düşeceğini, ayrıca davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davacıların tapudaki hatalı işlem sonrasında taşınmazı satın alan kişilere karşı açacakları tapu iptal ve tescil davası ile taşınmazlarını geri alma hakları mevcut olduğunu, bu durumda ortada zarar kalmadığından tazminat davasının da haksız duruma düşeceğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.01.2016 tarihli ve 2014/87 Esas, 2016/6 Karar sayılı kararı ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 13.01.2016 tarihli ve 2014/87 Esas, 2016/6 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; davacıların murisi tarafından 22.08.1997 tarihinde yapılan tapudaki resmi satış sözleşmesine göre tapu kaydı düzenlenip davacıların murisine teslim edildiği, ne var ki aynı işlem ile taşınmazın tamamının tapu sicilinde ... adına hatalı işlemle tescil edildiği, hatalı işlemin Tapu Müdürlüğünce 27.08.2014 tarihinde fark edilip yolsuz tescil niteliğinde olduğu kabul edilerek tapu siciline şerh verildiği, davacıların kendilerine ait olduğunu düşünerek taşınmazın satışını yapmak üzere gittiklerinde bu yolsuz işlemi fark ettikleri ve eldeki davayı 30.09.2014 tarihinde açtıkları, 10 yıllık zamanaşımı süresinin yolsuz tescilin tapuya işlendiği 27.08.2014 tarihinden başlayacağı kabul olunarak davanın süresinde açıldığı anlaşılmakla işin esası hakkında tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 04.02.2020 tarihli ve 2019/12 Esas, 2020/11 Karar sayılı kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davalılar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Marmara Tapu Müdürlüğü yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı Hazine yönünden davanın kabulüne ve 266.347,00 TL tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 04.02.2020 tarihli ve 2019/12 Esas, 2020/11 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olup, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanmasının zorunlu olduğu, hükme esas bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmaksızın piyasa araştırmasına göre soyut ifadelerle değer biçildiğinden inandırıcı ve denetlenebilir olmayan bu rapora göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığı ve dosya içindeki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın tapuda arsa vasfında tescilli olduğu, davacılar murisi tarafından arsa olarak satın alındığının resmi senetten anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapının 6-7 yaş, ağaçların ise 4-8 yaş aralığında olduğunun tespit edildiği ve keşifte mahkeme gözlemine göre yapının sonradan yapıldığının açıkça belirtildiği gözetildiğinde, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların davacılar murisince yapıldığı ve dikildiği dosya içeriği ile ispatlanamadığı hâlde, yapı ve ağaçların bedeline hükmedildiği anlaşıldığından, bu hususta davacılardan tanık dahil tüm delilleri sorularak yapı ve ağaçların kendilerine ait olduğu kesin olarak tespit edildikten sonra bedeline hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi ve davalı Hazine harçtan muaf olduğu hâlde, yargılama giderleri arasında aleyhinde harca hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davalılar .... ve .... Değişikliği Bakanlığı ile .... Tapu Müdürlüğü yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı Hazine yönünden davanın kısmen kabulüne ve 53.278,83 TL tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alının bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dava tarihindeki rayiç bedeli yansıtmadığını, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli olduğunu, müvekkillerinin her geçen gün yükselen emlak piyasası ve enflasyon karşısında zarara uğramamaları için dava tarihi yerine keşif tarihi itibarıyla taşınmazın değerinin hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacıların hatalı işlem sonucu taşınmazın satılması nedeniyle satın almış bulunan kişilere yönelik açacakları tapu iptal ve tescil davası sonunda taşınmazlarını geri alma haklarının mevcut bulunduğunu, böyle bir durumda zararları ortadan kalkacağından tazminat taleplerinin de ortadan kalkacağını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, değerlendirmenin dava tarihi itibarıyla yapılması gerekirken keşif tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar ve davalı Hazine vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusu taşınmaza değer biçen ve hükme esas alınan 19.11.2022 tarihli bilirkişi raporu üç kişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu yerine tek bilirkişi tarafından hazırlandığından geçerli olmadığı gibi, ayrıca raporda incelenen dört emsalden birinin değerlendirme tarihinden sonraki tarihli bir satış olduğu, iki emsalin ise henüz satışı yapılmayan taşınmazların %10 oranında pazarlık payı da gözetilmek suretiyle esas alındığı satış ilanlarındaki bilgilerden oluştuğu ve değerlendirmede esas alınan bu dört emsalin keşif tarihi itibarıyla tespit edilen metrekare birim fiyatlarının aritmetik ortalaması alınarak geriye doğru dava tarihine endekslenmesi suretiyle dava konusu taşınmaza değer biçen rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
3. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, dava konusu taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması hâlinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranları ile bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
4. Değerlendirme dava tarihine göre yapıldığından, hükmedilen bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah edilen bölüme ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar ve davalı Hazine vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.