Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11754 E. 2026/900 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11754
- Karar No
- 2026/900
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3694 Esas, 2025/2858 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/601 Esas, 2024/379 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleştirilen dosya dava dilekçesinde özetle; .... ili, ... ilçesi,........Mahallesi 473 98... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmadan el atıldığını, müvekkilinin taşınmazdan yararlanmasının mümkün olmadığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve belirlenen bedelin davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın imar planında ticari rekreasyon alanı olarak ayrıldığı, mülkiyetin kısıtlanmadığı, el atılmadığı, husumetin ilçe belediyesine ait olduğu, davacılardan ........ tarafından aynı paya yönelik olarak Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın reddine karar verildiği, aynı paya yönelik mükerrer dava açılmasında iyi niyet olmadığı, alınan raporun yetersiz bedelin yüksek olduğu, faizin ıslah tarihinden yürütülmesi, vekâlet ücretinin ise maktu olması gerektiği ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu ... ilçesi, ......Mahallesi 473 98... parsel sayılı taşınmazın ... Belediye Başkanlığının 22.09.2005 tarihli ve 2767/4540 sayılı kararı ile ... Belediye Başkanlığının 16.08.2005 tarihli ve 603/774 sayılı kararı ile uygun bulunup ... Belediye Başkanlığının 26.01.2006 tarihli ve 84/216 sayılı kararı ile onaylı ... nolu parselasyon planı kapsamında “Park” kullanımında kaldığı, daha sonra ... Belediye Meclisinin 05.12.2011 tarihli ve 968 sayılı kararı ve ... Belediye Meclisinin 14.03.2012 tarihli ve 371 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği kapsamında “Ticari Rekreasyon Alanı” kullanımına ayrıldığı, sonuç olarak imar planındaki kullanımının, "Park" alanından “Ticari Rekreasyon Alanı” kullanımına ayrıldığı, parsel üzerinde minimum ifraz koşullarına dair bir plan notu yer almadığından bireysel yapılaşma hakkı verilemeyeceğinin bildirildiği, 2012/371 sayılı Meclis kararının Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2021/1939 Esas, 2022/1391 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği kararın henüz kesinleşmediği, imar planı iptal edilmiş olsa dahi taşınmazın plansız alanda kaldığından bahsedilemeyeceği önceki uygulama imar planı kapsamında kamuya tahsis amacının devam ettiği, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın boş olduğu, imar planına uygun yapı ve tesis bulunmadığı, bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle idarenin paydaş da olduğu taşınmaza müdahale edildiği bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiği, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda taşınmaz bedelini idareden isteyebileceği açık olup açılacak bedel davasında adli yargının görevli olduğu, bu durumda, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri yapılan imar-parselasyon planları ile önce park alanı olarak daha sonra ticari rekreasyon alanı olarak kamuya tahsis edilmiş olması nedeniyle fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle taşınmaz bedelinin ödenmesi gerektiği belirtilerek, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, emsal ile dava konusu taşınmazın vergiye esas değerleri de oranlanmak suretiyle, dava konusu taşınmaz ile aynı bölgede bulunan ve yargı denetiminden geçerek kesinleşen bedelde değerlendirilerek, taşınmaz üzerinde daha önce tesis edilmiş olan enerji nakil hatlarından dolayı taşınmazın tamamında meydana gelen irtifak değer düşüklüğü oranı da uygulanmak suretiyle alınan rapor uyarınca bedelinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacılar payının tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline dair kararda, dava konusu taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Ocak 2022 değerlendirme tarihi itibarıyla (irtifak değer düşüklüğü oranı uygulanmamış haliyle) tespit edilen 3.100 TL/m² birim bedelin Dairemizin 2023/1965 Esas sayılı kararı ile uygun bulunduğu ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2024/7475 Esas, 2025/2697 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği de dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki ....... ili, ... ilçesi, ...... Mahallesi 473 98... parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Dava konusu taşınmazın 2005 yılından itibaren imar planı kapsamına alındığı son durumda 2012/371 sayılı Meclis kararının Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2021/1939 Esas, 2022/1391 Karar sayılı kararı ile imar planının iptal edildiği, plansız alanda kaldığı, ancak 2005 tarihinden bu yana imar uygulamaları değiştirilmek suretiyle idarece davacının tasarruf hakkının kısıtlanması suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü doğru görülmüştür. 4. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Hukuken el atılan dava konusu taşınmazda davacılar payına düşen tazminat bedeli yönünden 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası uyarınca Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; vekâlet ücretine ilişkin (C) bendinin (4) numaralı paragrafında bulunan '' 365.388,30 TL " ibaresinin çıkarılması, yerine “ 17.900,00 TL ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.