Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4862 E. 2025/2425 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4862
Karar No
2025/2425
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/251 Esas, 2024/613 Karar Avukat ... KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/285 Esas, 2023/812 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, ilçesi, Mahallesi 1193 ada 34 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin taşınmazı için belirlenen söz konusu bedellerin rayiç değerlerine ve emsallerine oranla çok düşük gösterildiğini, taşınmazın bulunduğu konum ve özellikleri nazara alınmadan belirlendiğini belirterek, taşınmazın gerçek değerinin tespitini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın bedelinin yüksek belirlendiğini, hükme esas rapordaki verilerin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın bedelinin düşük belirlendiğini, yapı bedelinin düşük belirlendiğini, yıpranma payı kesintisi oranının yüksek alındığını, ülkemizdeki enflasyonist şartlarda taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak, üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinin yerinde olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki Samsun ili, ilçesi,Mahallesi 1193 ada 34 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmek suretiyle bedelinin tespit edilmesinde ve tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesi yerindedir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerekmekte ise de faize ilişkin olarak davacı idare vekilinin açık temyizi bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı oy) K A R Ş I O Y Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ile müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Verilen karar bu haliyle faiz başlangıç tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesi iptal kararma uygun görünse de faiz oranı bakımından uygun olmamıştır. Bu karara karşı davacı idare vekili 29.11.2023 tarihli dilekçesi ile diğer istinaf itirazlarının yanında faiz başlangıç tarihi bakımından da istinaf talebinde bulunmuş, ancak istinaf talebi esastan ret edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı davacı idare vekilince 12.03.2024 tarihli dilekçe ile hükme esas alınan bilirkişi raporu ve kamulaştırma bedeli bakımından temyiz edilmiş, faiz uygulamasına ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir. Dairemiz çoğunluk kararında davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek red edilmiş, gerekçeli kararın “Değerlendirme” başlıklı bölümünün 3 No.lu bendinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliğinden ve her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanacağından bahisle 07.03.2023 tarihinde açılan eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararının uygulanmasının mümkün olmadığı, ancak faiz uygulamasına ilişkin davacı idare vekilinin açık temyizi bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilip bozma sebebi yapılmayarak onama kararı verilmiştir. Hâl böyle iken; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun müstakâr kararlarında Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair kabulüne Dairemiz çoğunluğunun aksine iştirak etmekle birlikte, asıl alacağın fer’isi niteliğindeki faiz alacağına ilişkin olarak dosya kapsamında davalı tarafın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "taleple bağlılık ilkesi" kapsamında değerlendirilebilecek bir talebi bulunmadığından, sonucu itibarıyla katıldığım Sayın çoğunluğun gerekçeli kararının Değerlendirme başlıklı bölümünün 3 No.lu bendinde yazılı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut davaya ilişkin değerlendiren eleştirel görüşüne katılmıyorum. 24.02.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4862, K. 2025/2425, T. 24.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4862-e-2025-2425-k-32692755daa8