Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/2772 E. 2024/7648 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2772
- Karar No
- 2024/7648
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3318 Esas, 2024/92 Karar DAVA TARİHİ: 20.12.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/599 Esas, 2023/475 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ...ilçesi,... Mahallesi 60447 ada 4 parsel (eski 60447 ada 3 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen) sayılı taşınmazın imarda pazar alanında bulunduğunu ve fiilen de el atıldığından kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; uzlaşma yoluna gidilmediğini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden itirazlarının olduğunu, taşınmazdaki tasarruflarının hisse miktarını aşmadığını, fiili el atmanın bulunmadığını, husumetin kendilerine düşmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzlaşma başvurusunun bulunmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının taşınmazın durumunu bilerek satın alındığını, taşınmazın kullanımının, davacının payını kullanmasını etkilemediğini, kullanımın hisse miktarını aşmadığını, dava konusu hisseye yönelik fiili el atmanın bulunmadığını, ıslahı kabul etmediklerini, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, fahiş fiyat belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Ankara ili, ...ilçesi,... Mahallesi 60447 ada 3 parsel sayılı taşınmazın imar planlarında "Pazar Alanı" olarak ayrıldığı ve idarece kamulaştırma kararı alındığı; ancak işlemlerin tamamlanmadığı, davalı idare tarafından kamulaştırma işlemi yapılıp tamamlanmadan... Pazar Yeri olarak düzenlenen taşınmazda fiilen el atma olgusunun gerçekleştiği, davaya konu taşınmazla ilgili yargılama sırasında yeniden yapılan 84220/40 numaralı parselasyon planının 23.05.2019 tarihli ve 540 sayılı encümen kararı ile onandığı ve kesinleştiği, taşınmazın 60447 ada 4 ve 5 parseller olduğu, imar planına ilişkin çakıştırmalı krokiye göre yeni oluşan 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların öncesi olan 60447 ada 3 parsel ile aynı yerde kaldığı, el atılan taşınmazın ifraz edildiği ve şahıs hisselerinin 4 numaralı parsel olarak tapuda tescilinin sağlandığı, şuyulandırma cetveli ve tapu kaydına göre davacılar payından bu kez düzenleme ortaklık payı kesilmeksizin hisselerinin aynen 4 parsel sayılı taşınmazda tescil edildiği, uygulama sonucu oluşan her iki taşınmazın kesinleşen 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kamulaştırması ... tarafından yapılmak üzere “Pazar Yeri” olarak ayrıldığı, 5 parselin tamamı ile şahıs hisselerinin toplandığı 4 parselin kısmen pazar alanı olarak düzenlendiği, bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleştiği anlaşılmış olup, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılıp, bedelinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline dair kararda, taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Temmuz 2019 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 2.100 TL/m² birim bedelin Dairemizin 2021/25 esas sayılı ilamı ile, Nisan 2018 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 1.995 TL/m² birim bedelin Dairemizin 2020/310 esas sayılı kararı ile uygun bulunduğu da dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “...usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde, Dairemiz denetimimden geçen paydaş dosyaları da dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dosyadaki ve Dairemiz denetiminden geçmiş olan paydaş dosyalarındaki bilgi ve belgelere göre; dava konuşu taşınmazın kök parseli 3 parsel sayılı taşınmazın 07.02.2001 onaylı imar planı ile kullanımının pazar yeri olarak belirlendiği, davalı idare tarafından kamulaştırma kararı alındığı; ancak kamulaştırma kararının iptal edildiği, taşınmazın 23.05.2019 tarihli ve 540 sayılı encümen kararı ile onanan parselasyon planı ile 60447 ada 4 ve 5 parseller olarak ifraz edildiği ve şahıs hisselerinin 4 numaralı parsel olarak tapuda tescilinin sağlandığı, her iki parselin kesinleşen 1/1000 ölçekli uygulama imar planında pazar yeri olarak ayrılmış olduğu, bu itibarla; idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü doğru olduğu gibi, her ne kadar taşınmaza halihazırda fiili elatmanın bulunmadığı anlaşılmışsa da, dava konusu 4 parsel sayılı taşınmazın paydaşları tarafından açılan davalar sonucunda, davalı idarenin taşınmazda pay sahibi olduğu, bu yönüyle de fiilen el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. 5.Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmış olup, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması gerekmekte olup, yanılgılı değerlendirme yapılması suretiyle maktu harcın hüküm altına alınmış olması hususu kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2.Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin çıkartılmasına, yerine “Alınması gereken 43.889,51 TL harçttan, davacı tarafından yatırılmış olan peşin ve ıslah harcı toplamı 260,60 TL'nin mahsubu ile 43.628,91 TL harcın davalı idareden alınarak Hazineye irat kaydına,” cümlesinin yazılması, (7) numaralı bentte yer alan " 269.85" sayısının çıkartılması, "260,60" sayısının yazılması ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.