Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13161 E. 2025/4853 K.
Konu: Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hâle Getirme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13161
- Karar No
- 2025/4853
- Karar Tarihi
- Konu
- Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hâle Getirme
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/970 Esas, 2024/2359 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Foça Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/204 Esas, 2021/547 Karar Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hâle getirme davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine, yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 10171 ada 13 parsel sayılı dubleks mesken nitelikli taşınmazda ½ arsa payı ile 1 numaralı bağımsız bölüm maliki olduğunu, davalının ise aynı taşınmazda ½ arsa payı ile 2 numaralı bağımsız bölüm maliki olduğunu, ana taşınmaza ait yönetim planında dava dilekçesinde çizilen krokide kırmızı renkle taralı alan hakkında hiçbir özgüleme yapılmaması nedeniyle ortak alan niteliğinde olduğunu ve taraflar arasında hiçbir anlaşma ve yönetim planında değişiklik yapılmadığı hâlde hukuka aykırı olarak, kullanımını engelleyecek şekilde davalı tarafça bahçe olarak özgülendiğini belirterek davalının ortak alana müdahalesinin men'ine ve ortak alanın eski hâle getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların dava konusu taşınmazda müşterek malik olduklarını, müvekkilinin evlerinin bulunduğu arsada evvelce 3. şahısların kullanımında olan genel yol ve 14 parsel tarafından tecavüz edilmiş durumunda kalan bir kısmı, 3. şahısların kullanımını engellemek maksadıyla yarım duvar ile çevirerek taşınmazın sınırlarını 3. şahısların kullanımına kapattığını, her arazi malikinin taşınmazının sınırını çit veya duvar gibi sınırlıklarla çevirebileceğini, davacının bu gidere katılması gerektiğini, aynı taşınmaz üzerinde taraflara ait bitişik nizam inşa edilmiş birer ev bulunduğunu, her iki tarafın da kendi evini ve cephelerini kullandığını, sorunun duvar ile çevrilen taşınmazın genişleyen kısmının müvekkiline ait bina tarafında kalmasından kaynaklandığını, davacıya ait bina komşu parsele bitişik olup müvekkili davalıya ait bina kısmında alan bulunduğunu; ancak bu durumun müvekkilinin kusuru olmadığını, çap ve vaziyet planlarına bakıldığında binaların yapıldığı tarihten bu yana aynı şekilde kullanıldığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki binaların konumları, yerleşim planındaki durumları gereği binalar yapıldığından bu yana taşınmazın aynı şekilde kullanıldığını ve müvekkili tarafında kalan bahçenin davacı tarafında kalan bahçeden daha büyük olduğunu, taşınmaz sınırına yaptığı duvarın mevcut durumu değiştirmediğini, bilakis taşınmazın bütününü koruduğunu, 3. şahısların ve özellikle 14 parselin müdahalesinin kaldırıldığını ve engellendiğini, davacının evvelce de bu kısmı kullanmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda ve rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 17,32 m² çim alanın, krokide (B) harfi ile gösterilen taş duvarın, krokide (C) harfi ile gösterilen 36,90 m² çim alanın, krokide mavi renkle boyalı (D) harfi ile gösterilen 17,85 m² yolun kaldırılarak, sökülerek müdahalenin önlenmesine, projesine uygun olarak eski hâle getirilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ön bahçe terasında yapmış olduğu genişletme ve yapmış olduğu sundurmanın bir kısmının dava dilekçesinde belirtilen kırmızı alan içerisinde olduğunu, bu genişletmenin de projeye uygun hâle getirilmesi gerekmekteyken mahkemece bu konuda bir karar verilmediğini, istinafa konu kararda belirtili davalı müdahalelerine ek olarak bu kısım yönünden de müdahalenin men'ine ve eski hâle getirilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 3. şahısların kullanımını engellemek maksadıyla yarım duvar ile çevirerek taşınmazın sınırlarını 3. şahıslara kapattığını ve mülkiyet hakkının hukuka uygun kullanımı olduğunu, dosyada sunulu eski resimlerden de anlaşılacağı üzere 14 parsel tarafından dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesi için ortak taşınmazın sınırını tespit eden duvara sınırlık imalatının, kanundan doğan yetkilere dayanılarak müvekkili tarafından yapıldığını ve bundan her iki malikin de yararlandığını, verilen "eski hâle getirme" kararı ile davacı paydaşın ortak alana ilişkin mülkiyet hakkı korunmaya çalışılırken diğer paydaşın mülkiyet hakkının yok sayıldığını, taşınmazı 3. kişilere karşı koruyan duvarın kaldırılmasına ilişkin kararın davacının mülkiyet hakkını korumaya yönelik olduğunun düşünülemeyeceğini, keşif esnasında da tespit edildiği gibi parselde yer alan taraflara ait iki evden davacıya ait olan evin yan parsele bitişik, davalıya ait olan evin ise komşu parsele mesafeli olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerindeki evlerin binalar yapıldığından bu yana aynı şekilde kullanıldığını ve müvekkili tarafında kalan bahçenin davacı tarafında kalan bahçeden daha büyük olduğunu, sorunun 3. şahısların müdahalesinin engellenmesi için duvar ile çevrilen taşınmazın genişleyen kısmının müvekkiline ait bina tarafında kalmasından kaynaklandığını, fiili bir kullanma biçimi oluşmuş taşınmazlarda bu oluşumun korunmasının ahde vefa kuralları yanında iyiniyet kurallarının da bir gereği olduğunu, yapılan duvarın taşınmazın kullanım şeklinde bir değişikliğe de yol açmadığını, projede bahçe olarak görünen alanlara çim yapılmasının projeye aykırılık olarak değerlendirilemeyeceğini, çim ekilmesi bahçe düzenlemesi kapsamında bir iş olup mahkemenin çimlerin sökülerek bahçe alanının toprak hâline getirilmesine ilişkin eski hâle getirme kararının, mülkiyet hakkına aykırı olduğunu, müvekkilinin evine bitişik olan toprak araziden bahçe kapısına ulaşabilmesi için yaptırdığı yolun mülkiyet hakkından faydalanabilmesi ve binanın izolasyonu için gerekli ve hukuka uygun olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mimari projede davacı tarafta ortak alanın yer almadığı, yapılan keşif ve son aldırılan bilirkişi raporu uyarınca 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi taraflara ait taşınmazlardan davalının tasarrufunda bulunan 2 No.lu bağımsız bölümün yan bahçesinde arka komşu parselle yol sınırları arasında, 6.11.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda rapor ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 5,25 metre boyunda 3,30 metre eninde, 17,32 m² alanındaki çim alanın, krokide (B) harfi ile gösterilen 3,30 metre boyunda 0,25 metre eninde, 0,50 metre yükseklikteki taş duvarın, yine krokide (C) harfi ile gösterilen 12,00 metre boyunda 3,30 metre eninde 36,90 m² alandaki çim sahanın, krokide mavi renkle boyalı (D) harfi ile gösterilen 17,50 metre boyunda 1,02 metre eninde 17,85 m² alanındaki yolun ortak kullanım alanında kaldığı, davalının belirtilen alanları kendi tasarruf alanına soktuğu sabit olduğundan mahkemenin müdahalenin men'i yönünde verdiği kararda usul ve kanuna aykırı bir yön görülmediği, davacı taraf istinaf dilekçesinde davalının ön bahçede terasta yapmış olduğu genişletme ve sundurmanın projeye uygun hâle getirilmesi gerektiği yönünde itirazlarını ileri sürmüş ise de bu yöndeki istemin dava dilekçesinde belirtilmediği, davanın niteliği itibarıyla söz konusu hususun ıslahla ileri sürülebilecek yönlerden de olmadığı, davanın genişletilmesi mahiyetinde olduğu dikkate alınarak mahkemece bu yöndeki talebin dikkate alınmaması yerinde olup bu yöndeki istinaf isteminin açıklanan nedenlerle kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, dosyaya toplanan deliller, aldırılan teknik bilirkişi raporu, onaylı mimari proje, vaziyet planı kayıtları karşısında davalı yanın ileri sürdüğü istinaf itirazlarının vaki müdahaleler karşısında kabul edilebilir bir yönü bulunmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hâle getirme istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.