Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11185 E. 2025/6325 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11185
- Karar No
- 2025/6325
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/122 Esas, 2024/461 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkil adına kayıtlı Sinop ili, ..., ... köyü 1017 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile kısmen iptal edilerek Hazine adına tescil edildiğini, iptal kararıyla müvekkilinin zararının olduğunu belirterek davacının uğradığı zararın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleştirilen Sinop 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/148 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle; Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/40 Esas sayılı dosyasında tazminat davası açtıklarını ve bu dosyada dava tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduklarını, Yargıtay’ın işbölümünde değişiklik olduğundan içtihat değişikliği olma ihtimalinin bulunduğunu, zamanaşımı süresinin de kısa süre içerisinde gerçekleşeceğini belirterek tapu iptale ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 12.05.2005 tarihinden itibaren faize karar verilmesini talep ederek şimdilik 10.000 TL ek faiz alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.07.2016 tarihli ve 2014/40 Esas, 2016/399 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 12.07.2016 tarihli ve 2014/40 Esas, 2016/399 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; davacının, dava açıldığı tarihte taşınmazının değerini belirlemesi objektif olarak mümkün olduğundan davanın, belirsiz alacak davası olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacı vekili 29.06.2016 havale tarihli dilekçesini her ne kadar dava değerini düzeltme dilekçesi olarak ibraz etmiş ise de temyize konu dava belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığından bu dilekçenin ıslah dilekçesi niteliğinde olduğu, davacıların olası zararı 12.05.2005 tarihi itibarıyla oluştuğu, dava ve faize ilişkin birleştirilen dava 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılmışsa da davacı vekili 29.06.2016 tarihinde yani 10 yıllık genel zamanaşımı süresinden sonra davayı ıslah ettiği, davalı Hazine de süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, bu itibarla, mahkemece, ıslah edilen miktar zamanaşımına uğradığından dava dilekçesindeki değer ve faize ilişkin açılan birleştirilen dava dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken ıslah edilen dava değerinin tamamı üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığı, ayrıca Mahkemece, tazminat istemine dayanak taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek emsal metoduna göre değer belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda somut emsal olarak alınan taşınmazın satış tarihinin değerlendirme tarihi olan 12.05.2005’e uzak olduğundan emsal alınması doğru görülmediği, ayrıca, davanın kabulüne karar verildiğinden ve davalı harçtan muaf olduğundan davacının yatırdığı harçların karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine karar verilmemesi de doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Sinop 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/335 Esas sayılı dosyasında, aynı konu hakkında ve dava konusu taşımaza çok yakın mesafede bulunan emsal bir taşınmazla ilgili kesinleşmiş kararında, Korucuk 328 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 2007 yılı metrekare birim değerinin, düzenleme ortaklık payı düşüldükten sonra 84-TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen, aynı mahallede daha iyi konumda olan huzurdaki dava konu taşınmazın 2014 yılı değerinin 69 TL olabildiğinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı taraf harçtan muaf olduğundan dosyaya yatırılan harçların, talep halinde davacılara iadesine şeklinde hüküm kurulması gerekirken, kesinleşme şartına bağlanarak harç iadesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin de hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma kararı uyarınca yapılan ıslahın zamanaşımına uğradığından mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacının yapmış olduğu ıslah beyanları ve alacak talebi, Yargıtay ilamı doğrultusunda zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğinden verilen kararın bozulması gerektiğini, taşınmazın tapu iptal ve tescil kararı ile 18.855,58 m²lik kısmının tapu kaydının iptaline karar verildiği hâlde hükme esas alınan bilirkişi raporunda 22/a yenileme sonrası oluşturulan 19.605,58 m²lik yüzölçümü üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda davacının davasını ıslah ettiğini ve mahkemece kabul edildiğini, iptal edilen kısım 18.855,58 m² olduğundan tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihteki yüzölçümü kabul edilmesi gerektiğini, tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihte zarar meydana geldiğinden tazminat hesabında dava tarihi değil, kararın kesinleşme tarihine göre hesaplama yapılmasını, davacı tarafından iki kez ıslah yapılmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını, taşınmazın arsa vasfında olmadığını, tespit edilen bedelin yüksek olduğunu, davalı idare harçtan muaf olduğu hâlde, başvuru harcının davalı idareye yükletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosya kapsamından, 1957 yılında tapulama çalışması ile dava dışı kişi adına tescil edilen 9 sayılı parselin ifrazıyla oluşan dava konusu taşınmazın resen ifraz sebebiyle davacı adına tapuda kayıtlı iken Sinop Kadastro Mahkemesinin 2003/7 Esas, 2004/4 Karar sayılı kararı ile 18.855,58 m²sinin tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 12.05.2005 tarihinde kesinleştiği, kararın infaz edilip 1017 parselin tapu kütüğü kapatılarak 1101 parselin 18.855,58 m² yüzölçümü ile orman vasfı ile tapuya tescil edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunun’un 22/2-a çalışmaları sonucunda 1101 parselin 300 ada 9 parsel ve 19.605,58 m² yüzölçümü ile tapuya tescil edildiği, eldeki asıl davanın 21.01.2014, birleştirilen davanın ise 30.03.2015 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3. Davacı vekilince fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ve davanın belirsiz alacak davası olduğu dava dilekçesinde açıkça belirtilerek 10.000,00 TL üzerinden dava açıldığı, 29.06.2016 tarihli dilekçe ile tazminat miktarının 588.167,40 TL olarak belirlendiği, bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda belirlenen bedele ilişkin olarak davacılar vekilince 28.05.2024 tarihinde tazminat bedelinin 1.352.785,02 TL olarak ıslah edildiği anlaşılmıştır. 4. Davacılar vekilinin 29.06.2016 tarihli dilekçesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince yapılan bedel arttırım olup, bu artırım nedeniyle zamanaşımının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, ancak davacılar vekilinin 28.05.2024 tarihli dilekçesi ile tazminat bedelini ıslah ettiği; davalı Hazine vekilinin ise 06.06.2024 tarihli dilekçesi ile yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, bu itibarla ıslah tarihi itibarıyla dava tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmakla, 588.167,40 TL bedel yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.