Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11077 E. 2025/6816 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11077
- Karar No
- 2025/6816
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/572 Esas, 2023/321 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ..., Çiftliği, ... önü mevki, 266 cilt, 79 sahife 14 sıra 14.03.1983 tarihli tapu ile malik durumunda iken taşınmazın kaydının Gelibolu Kadastro Mahkemesinin 2009/1 Esas, 2009/4 Karar sayılı kararla Devlet ormanı olarak iptal edildiğini, davacının ilgili taşınmazdan tasarruf edemez duruma düştüğünü, taşınmazın ... köyünde 694 parsel sayısı ile Devlet adına tescil gördüğünü, ilgili taşınmazın ekonomik değerinin 50,00 TL/m² civarında olduğunu öğrendiklerini, bu nedenlerle davacıya ait tapulu olup tapu kaydı iptal edilmiş taşınmazın bedelinin tespit olunarak davalı tarafından davacıya ödenmesine 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca karar verilmesini, ilk kararın kesinleşme tarihinden itibaren amme alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin dahi aynı şekilde bu alacakla birlikte hesaplanarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasını, yargılama gideleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın Devletin haksız olarak el konulduğunu iddia etmekte iseler de taşınmazlar üzerinde fiilen el koyma söz konusu olmadığını, taşınmazlara filen el konulmamış olması sebebiyle eldeki davanın adli yargı yerinde değil idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, öncelikle görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının Gelibolu Kadastro Mahkemesinin 2009/1 Esas, 2009/4 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda oluştuğundan tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan bir zararın söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunu, yargılama sürecinde yapılan bilirkişi incelemeleri ile sabit olduğunu, ormanların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerler olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağını, dolayısıyla davanın mülkiyetinde bulunmasının hukuken mümkün olmayan taşınmazın yapılan yargılama sonucunda orman vasfıyla tescil edilmesi sebebiyle davanın zararının oluştuğundan bahsedilemeyeceğini, Hazinenin oluşan zarardan sorumlu olduğunun kabulü durumunda dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilmesi gerektiğinden davacının amme alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmazın metrekare fiyatına ilişkin olarak yapılan tespitin somut verilere dayanmayan tahmini bir değer olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23/03/2016 tarihli ve 2014/589 Esas, 2016/130 Karar sayılı kararı ile tapu iptal tescil talebinin reddine, tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dava davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun'un 1 nci maddesi gereğince, aynı Kanun'un 2 nci maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, aynı Kanun'un 5 nci maddesinde "Devletleştirilen ormanların sahiplerini bu kanunun yürürlüğe girmesinden başlayarak 1 yıl içinde ihticaca salih mülk edinme belgeleri ve vergi kayıtlarıyla birlikte ve iş ilgililer arasında ihtilaflı durumunda ise mahkemede incelenmekte olduğuna dair alacakları belgeleriyle ormanların bağlı bulundukları Devlet orman işletmesi müdürlüğüne veya o yerin mülkiye üstüne başvurmak zorundadır. Bir yıl içinde bu ödevi yerine getirmeyenler devletleştirilen ormanın karşılığını alma hakkını kaybeder" hükmünün bulunduğu, bu hüküm uyarınca davacının dayanak Şubat 1928 tarihli ve 22 sıra, Teşrinisani 928 tarihli ve 39 sıra ve Ağustos 1326 tarihli ve 65 sıra nolu kök sicilden gelen tapusundan dolayı tazminat talep hakkının da bulunmadığı anlaşıldığına göre davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu arazinin 1945 tarihinden çok sonra bir takım miras paylaşımları, takas ve satışlar nedeni ile vekil edene intikal ettiğini, devletin bu tapulu araziyi istimlak ettiğine dair herhangi bir delili ve kaydı bulunmadığını, devletin 1945'te orman olmayan alana kamulaştırmasız el koyduğu, bu taşınmazın tüm sınırları tapulu şahıs taşınmazlarına komşu durumda olduğunu, devletleştirilmediğini kaldı ki devletleştirilse bile 1950 yılındaki 5658 sayılı kanun ile iade edilmiş olması gerekeceğinden yapılan işlemlerin kanun ve hukuka uygun olmayan de facto kamulaştırma işlemleri olduğu açık olduğundan kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.