Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10978 E. 2025/6946 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10978
Karar No
2025/6946
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/349 Esas, 2024/466 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili, tapudan yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ..., Mahallesi 199 parsel (yeni 140 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında kabulü ile gerçek değerinin tespitini talep etmişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.06.2016 tarihli ve 2015/224 Esas, 2016/165 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 15.06.2016 tarihli ve 2015/224 Esas, 2016/165 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, dava konusu taşınmazın belediye sınırı içinde ve 1/5000 ölçekli ... Planında yüksek yoğunluklu gelişme konut alanında kaldığı, taşınmazın yola, denize, yoğun ve sürekli gelişen sanayi alanına, ticaret limanına yakın konumda olduğu, belediye hizmetlerinden faydalanmasa da yol, su, elektrik kanalizasyon hatlarının taşınmazın yakınından geçiyor olması sebebiyle ve yakın çevresindeki gelişme özellikleri dikkate alındığında talep edildiğinde belediye hizmeti götürülebileceği, İzmir Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan taşınmazlara 6292 sayılı Kanun'a göre kıymet takdiri değerlemesi yapılırken "arsa" değerleri düzeyinde rakamlar takdir edildiği, aynı kamulaştırma kapsamında kalan ve Dairemizin temyiz incelemesinden geçen dava konusu taşınmaza benzer nitelikteki komşu taşınmazlara arsa olarak değer biçildiği anlaşıldığından dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu, bu durumda taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi suretiyle emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.03.2021 tarihli ve 2018/599 Esas, 2021/203 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 08.03.2021 tarihli ve 2018/599 Esas, 2021/203 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza değer biçilirken değerlendirme tarihine yakın, dava konusu taşınmaz ile benzer yüzölçüm ve nitelikteki taşınmazların emsal alınması gerekirken, farklı mahallede olup dava konusu taşınmaza göre yüzölçümü büyük, üzerinde irtifak ve ipotekle yüklü olarak satışı yapılan emsal taşınmazın değerlendirmeye esas alınması suretiyle bedel tespit eden raporun inandırıcı görülmediği, bu durumda, taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi suretiyle emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi gerektiğinin düşünülmemesinin; dava konusu taşınmazın tapu kaydında ... Genel Müdürlüğü lehine irtifak şerhi bulunduğu hâlde irtifak nedeniyle meydana gelen değer düşüklüğünün bedele yansıtılmamasının; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonucu oluşan taşınmazın güncel tapu bilgileri üzerinden hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesinin; bozma öncesi hüküm altına alınıp derhal ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedeline ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmemesinin; dava konusu taşınmaz tek olup kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği düşünülmeden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tespit edilen kamulaştırma bedelinin ilk karar ile hüküm altına alınan kısmına davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 15.12.2015 tarihinden ilk karar tarihi olan 15.06.2016 tarihine kadar; ikinci karar ile hüküm altına alınan kısmına ise 15.12.2015 tarihinden ikinci karar tarihi olan 03.08.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalılara tapudaki hisseleri oranında derhal ödenmesine, fazladan depo edilen bedelin davalılar tarafından bankadan çekilmemişse işlemiş nemalarıyla birlikte bankadan davacı idareye iadesine, bankadan çekilmişse davalılardan tapudaki hisseleri oranında alınarak davacı idareye iadesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin yüksek olduğunu, değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının uygun olmadığını, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz arsa vasfında iken emsalin tarla vasıflı olarak seçilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, davaya konu taşınmazın kamulaştırma dışı kalan kısmı için değer düşüklüğü bedelinin olmayacağı sonucuna varılarak rapor tanzim edilmesinin açık bir hukuki yanılgı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, kamulaştırmadan arta kalan kısımda değer kaybı oluşacağı açıkken bu yönde bir değerlendirme yapılmamış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Mahkemece tespit edilen toplam 1.699.900,51 TL kamulaştırma bedelinden ilk karar ile hüküm altına alınan 517.387,71 TL kamulaştırma bedelinin mahsup edilmesi suretiyle bozma sonrası hüküm altına alınan fark kamulaştırma bedeli 1.182.512,80 TL olduğu hâlde, hüküm fıkrasına sehven 1.399.049,79 TL yazılıp işbu bedele faiz işletilerek infazda tereddüte yol açacak şekilde kendi içinde çelişkili hüküm tesisi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm fıkrasının; (5) numaralı bendinin alt (B) bendinde yer alan " 1.399.049,79 " sayısının çıkarılması, yerine " 1.182.512,80 " sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10978, K. 2025/6946, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-10978-e-2025-6946-k-e7bb57217cc2