Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10624 E. 2025/9608 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10624
- Karar No
- 2025/9608
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2419 Esas, 2024/1226 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.06.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat .... ile ihbar olunan Maliye Hazinesi vekili Avukat ... gelmiş, diğer davalı duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..., ... ilçesi, ... mahallesi 79 parsel tapu kütüğünde görüleceği üzere kadastro sonucu hükmen ilk defa 1966 yılında tescil olduğunu, muris ....'in de 1969 yılında taşınmazı satın alarak malik olduğunu, dava konusu taşınmazın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.09.1973 tarih, 1971/382 esas ve 1973/614 karar sayılı ilamına göre 221 sayılı yasaya istinaden 04.04.1979 tarihinde Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, daha sonra 02.08.2016 tarihinde de taşınmazın ... adına tescil edildiğini, ... 1. Asliye hukuk Mahkemesi'nin 17.09.1973 tarih, 1971/382 Esas ve 1973/61 Karar sayılı ilamının dava açma haklarına engel teşkil etmediği, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarının bu yönde olduğu; dava konusu taşınmazın 02.11.1966 tarihinde ilk defa tapuya hükmen tescil olduğu sabit olduğundan, kadastro tespit çalışmaları ve mahkemece verilen hüküm ile tapu oluştuğundan 3402 sayılı kadastro Kanunu'nun 10. maddesindeki “bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” hükmü nazara alındığında ve idare tarafından süresinde itiraz edilmediğinden ve 1966 yılında tapunun oluştuğu göz önüne alınarak 221 sayılı kanunun bu davada uygulanma olanağının bulunmadığı;dava konusu taşınmazın şuan da park ve yol olarak kamuya özgülenerek fiilen kullanıldığı, dava konusu taşınmaza 1979 tarihinden sonra fiilen kamulaştırmasız el atıldığından tazminat bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir. edilmek suretiyle müvekkillere verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın taşınmazın 1966 yılında tescil olduğunu murisin taşınmazı 1969 yılında satın aldığını, 221 sayılı yasa kapsamında mahkeme kararı neticesi Hazine adına , daha sonrada ... belediyesi adına tesçil edildiğini, tapunun 1966 yılında oluştuğunu, 10 yıl geçtiğinden kadastro tutanagının kesinleşmiş olduğunu, tapunun oluşum tarihi gözetildiğinde hak düşürücü süre ve zamanaşımının söz konusu olmadığını, 1966 yılında oluşan tapu ile ilgili 221 sayılı yasanın geçmişe yönelik uygulanmasının yolsuz ve haksız tesçil olduğunu, bu hususta örnek kararların bulunduğunu, kesin hüküm şartlarının oluşmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça önceden açılıp, reddedilen, bilahare Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen davanın "tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararın tazmini"ne yönelik olduğu ve davalının da Hazine olduğu nazara alındığında dava sebebi ve tarafları yönünden işbu davadan farklı olduğu ve kesin hükmün yasal şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği anlaşılmakta ise de; dava konusu taşınmazın davacının murisinin vekil aracılığıyla temsil edildiği hasımlı davanın yargılaması sonucunda ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.09.1973 tarih, 1971/382 esas ve 1973/614 karar sayılı ilamına göre 221 sayılı yasaya istinaden 04.04.1979 tarihinde Maliye Hazinesi adına tescil edildiği ve bu kararın Yargıtay'ca onanarak kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi dava konusu taşınmazın 221 sayılı kanun kapsamında kalması ve Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle muris ... tarafından taşınmazı satın aldığı eski malik ...'a alacak davası açıldığı ve ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 321.000TL tarla bedeli ve satış masraflarının yasal faizi ile birlikte eski malik ... tarafından davacının murisi ....' a ödenmesine karar verildiği, davacının murisinin taşınmazın bedelini önceli malikten alması ile taşınmazın hükmen tescili nedenli zararının da kalmadığı gibi, işbu davanın kabulü halinde de mükerrer tahsilat nedeniyle sebepsiz zenginleşmeye neden olunacağı sonucuna varılmakla davanın reddine ilişkin olarak verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal olduğu hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aleyhine temyiz olunan davalı ... yararına 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.