Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10201 E. 2025/9272 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10201
- Karar No
- 2025/9272
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1537 Esas, 2024/283 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 365 ada 5 parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporda tespit edilen bedel ile Kıymet Takdir Komisyonu tarafından tespit edilen bedel arasındaki farkın gerekçeli olarak açıklanmadığını, tespit edilen bedelin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli bilimsel araştırma yapılmaksızın düzenlendiğini, dava konusu taşınmazın tarla (fındık bahçesi) vasfında olup arsa vasfında kabul edilmesinin hatalı olduğunu, hattın değer düşüklüğüne yol açtığı tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, taşınmazın metrekare birim fiyatının çok yüksek olduğunu, kabul edilemez olduğunu, emsallerin dava konusu taşınmaza kıyasen uygulanma imkanı bulunmadığını, dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğunu, değerinin ortalama ürün değerleri üzerinden hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunda emlak vergi değerlerinin dikkate alınmadığını, kuruluşlarının kendisini vekille temsil ettirmesine rağmen kuruluşları lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na aykırı olduğunu, taşınmazda başka irtifak kamulaştırmaları nedeni ile oluşabilecek değer düşüklüklerinin araştırmasının yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bedel yönünden kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın imar durumuna ilişkin yazı cevabında; taşınmazın 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dikili tarım alanında kaldığı, bilirkişilerce yapılan değerlendirmede; belediye hizmetlerinden yararlandığı ve etrafının meskun olduğunun tespit edildiği, parsel sorgu sisteminden yapılan gözleme göre; bir taraftan çeşitli merkezlere yakınlığı, belediyenin bir kısım hizmetlerinden (yol ve çöp toplama) yararlanması, diğer taraftan ise şehrin gelişme yönünde kalması dikkate alındığında arsa niteliğinde kabul edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Dava konusu taşınmaza somut emsal kabul edilen ... Mahallesinde bulunan 974 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı dahilinde arsa niteliğinde bir taşınmaz olup 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi gereğince uygulama görmüş ve %35 oranında düzenleme ortaklık payı kesilmiş bir imar parseli olduğu, düzenleme ortaklık payı yönünden denkleştirme yapılmasının yerinde olduğu, dava konusu taşınmazın rayiç değerinin 71,49 TL, somut emsalin rayiç değerinin ise 111,12 TL/m² olduğu, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın somut emsalin %36'sı kadar değerli olduğu kanaatiyle 2019 yılı itibarıyla metrekare birim fiyatının 77,95 TL belirlendiği, aynı bölgeden daha evvel yapılan değerlendirmelerde taşınmazın üzerindeki muhtesat bedelinin net gelir usulüne göre tespitinde bir önceki yıla ait veriler kullanılmış ise de bu noktada Dairelerinin 2020/108 Esas sayılı dosyasında ek rapor alınmış neticeten bu durumun istinafa başvuran idarenin aleyhine bir sonuç doğurduğu tespit edilmiştir. Kaldı ki; aynı bölgeden Dairelerinin 2020/626 Esas, 2020/1051 Karar sayılı dosyasında incelenen ve arsa niteliğinde kabul edilen ..., ... Mahallesi 1595 ada 8 parsel sayılı taşınmazla ilgili 2019 yılı itibarıyla metrekare birim fiyatı 81,55 TL olarak belirlenmiş ve verilen karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2020/10878 Esas, 2021/6008 Karar sayılı kararıyla onanmakla neticeten belirlenen kamulaştırma bedelinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilerek 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kararın ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.