Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10029 E. 2025/5355 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10029
- Karar No
- 2025/5355
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2176 Esas, 2024/396 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/313 Esas, 2022/265 Karar Taraflar arasındaki tapuda sahte vekâletname ile işlem yapılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı Hazine yönünden reddine, diğer davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile İlk Derece Mahkemesinden verilen ret kararı sonucu itibarıyla doğru olduğundan başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ve ...'in kendisini yasal vekil olarak tanıtan fakat sahte nüfus cüzdanı ile sahte vekaletname edinmiş olan davalı ...'dan, ... 'ya ait olan Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 738,739 ve 740 numaralı parselleri satış suretiyle devraldıklarını, sahte nüfus cüzdanı düzenleyen ve bu cüzdana dayanılarak alınan Sakarya .... Noterliği 01.07.2010 tarihli sahte vekaletname ile davalı ...'nun kendisini davacılara yasal vekil olarak tanıttığını, dava konusu olan 738 numaralı parseli 06.08.2010 tarihinde 9993 yevmiye numarası ile davacı ...'a, 739 numaralı parseli ise 06.08.2010 tarihinde 9993 yevmiye numarası ile davacı ...'e, 740 numaralı parseli ise önce 23.07.2010 tarihinde 9510 yevmiye numarası ile ...'e ardından 18.08.2010 tarihinde 10458 yevmiye numarası ile davacı ...'e satışını gerçekleştirdiğini, asıl malik ... .'nun açtığı dava sonucunda taşınmazların tapusunun iptali ile ... . adına tesciline karar verildiği, kararın kanun yollarından geçerek 05.02.2018 tarihinde kesinleştiğini, sahte vekâletname edinmiş olan davalı ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan soruşturma neticesinde davalı ... hakkında sahte nüfus cüzdanı düzenlemesi ve sahte vekâletname edinmesi sebebiyle yukarıda bilgileri verilen taşınmazların satışını gerçekleştirerek kendisine fayda sağlaması suç teşkil etmiş olduğundan dolayı, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/23 Esas, 2015/573 Karar sayılı dosyasında ceza yargılaması yapıldığını, yargılama neticesinde davalı ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçu ve nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu kararın Yargıtay nezdinde halen incelemede olup henüz kesinleşmediğini, davalı ...'nun kendisine yöneltilen sahte vekaletname düzenleme, sahte nüfuz cüzdanı oluşturma ve nitelikli dolandırıcılık suçlamaları işlediğini mahkeme huzurunda ikrar ederek suçlamaları kabul ettiğini belirterek tapunun iptali nedeniyle uğradıkları zararın, icra müdürlüğüne yapılan ödemelerin, tapu iptali ve tescil davası nedeniyle Hazineye ödenecek harcın davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle süresinde açılmayan davanın reddini, yine davanın husumet yönünden reddini, davacının iddia ettiği zararların oluşmasında davalı idarenin bir işlemi bulunmayıp hukuki sorumluluğu da olmadığını, davanın davalı idare açısından reddi gerektiğini, kaldı ki 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun'un 2 nci maddesinde Devletin sorumluluğu altındaki tapu sicillerin düzenli bir biçimde tutulmasını, taşınmazlarla ilgili her türlü akitli ve akitsiz tapu işlemleri ile tescil işlerinin yapılmasını, siciller üzerindeki değişikliklerin takibini, denetlenmesini, sicil ve belgelerin arşivlenerek korunmasını sağlamak görevinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne verildiğini, Maliye Hazinesinin herhangi bir kusuru olmadığı gibi tazminatın koşullarının da oluşmadığını, davacının bu aşamada aleyhlerine tazminat davası açmasında hukuki yarar olmadığını, açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Hazine bakımından yerinde olmayan davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın kabulü ile toplam 631.706,84 TL'nin 568.311,02 TL'sine 05.02.2018 tarihinden itibaren, 63.395,82 TL'sine ise 14.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınıp davacı ...'a verilmesine, toplam 602.560,33 TL'nin 539.164,51 TL'sine 05.02.2018 tarihinden itibaren, 63.395,82 TL'sine 14.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınıp davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacıla vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ceza yargılamasında hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş olan sanık davalının iş bu haksız eylemi sebebi ile müvekkillerin uğramış olduğu hak kaybının devlet tarafından tazmin edileceği yönünde takdire varılmış olduğunu, Yargıtay kararları ışığında müvekkillerin davalı ...'nun gerçekleştirmiş olduğu fiile iştirak etmedikleri hatta davalının suç teşkil eden fiilinden zarar gören konumunda oldukları ceza yargılaması ile ispat olunmuş olup müvekkillerin uğramış oldukları zarardan devletin asli ve kusursuz sorumlu olduğu hususu da açıklığa kavuşmuş olduğunu, bu hususun karşısında İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden illiyet bağının kesildiğine yönelik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların ilk maliki olan dava dışı ... Kuzu'nun müvekkilleri aleyhine açmış olduğu tapu iptal tescil konulu Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/298 Esas, 2017/150 Karar sayılı kararının istinaf incelemesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2017/610 Esas, 2017/465 Karar sayılı kararı da temyiz incelemesinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2017/5240 Esas, 2018/750 Karar sayılı kararı ile onanmış olduğunu, bahse konu kararda yer alan "davalıların iyi niyetli olmadıkları" kanaatinin müvekkillere yönelik olmadığını, bahsi geçen karardaki davalılar ibaresinin müvekkiller, haricindeki davalılar ... ve ...'in nitelendirilmesi için kullanılmış olduğunu, bahse konu tapu iptal tescil davasındaki iyi niyet yönünden saptamanın yalnızca müvekkillerinin davalı ... tarafından dolandırılmış olmaları sebebi ile iktisap ettikleri taşınmazlara yönelik iktisaplarının korunup korunmayacağına yönelik bir inceleme olup huzurunuzdaki davalarında iktisapların kaybının nedeni dava konusu olmadığını, iki dava birbirinden bağımsız olup sayın Mahkememizce dikkate alınması gereken tek hususun Kocaeli 1. Asliye Hukuk 2012/298 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazlara yönelik müvekkillerin iktisaplarının korunmadığı yani zararın meydana geldiği yönünde olduğunu, zararın oluşması sebebi ile zarar gören müvekkillerinin zararının 4721 sayılı Kanun'un 1007 hükmü gereği Devlet tarafından tazmin edilmesi zorunluluğu doğmakta olduğunu, İlk Derece Mahkemesince detaylı olarak izah edilen hususlar dikkate alınmaksızın davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı ...'nun davacılara karşı gerçekleştirmiş olduğu (ceza yargılamasında ikrar ettiği mahkeme kararı ile sabit olan) sahte vekaletname ile dolandırıcılık suçundan dolayı zarara uğrayan müvekkillerinin zararının davalı ... Hâzinesi tarafından tazmin edilmesi zorunluluğu açık olduğunu, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davalarının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ... yönünden verilen davanın reddi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında inceleme yapılarak davanın ... yönünden de kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davada kesinleşen hukuk ve henüz kesinleşmeyen ceza davalarına göre; davalı ...'nun Sakarya .... Noterliğine müracaat ederek amcası olan dava dışı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazların satış yetkisini içeren vekâletnamenin düzenlenmesini sağladığı, daha sonra ...'nun sahteliğini ikrar ettiği bu vekâletnameyi kullanmak suretiyle 3 adet taşınmazdan dava dışı ... adına kayıtlı olan Kocaeli ili, ... ilçesinde bulunan 740 parsel sayılı taşınmazı 23.07.2010 tarihinde dava dışı ...'e, 18.08.2010 tarihinde ... tarafından davacı ...'e, aynı yer 738 ve 739 parsel sayılı taşınmazları da 06.08.2010 tarihinde ... ve ...'e satış suretiyle devrettiği; asıl malik olan dava dışı ... durumu öğrenince suç duyurusunda bulunduğu ve tapu iptal tescil davaları açarak eldeki davaya konu üç taşınmazı geri aldığı ve kararın Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek onandığı anlaşıldığı, davalı ... tarafından dava dışı ... adına sahte bir nüfus cüzdanı çıkarıldığı, ihbar olunan Sakarya 1. Noteri tarafından davalı ...'ya vekaletname verilmiş, davalı sahte vekili ... ile davacılar tapu dairesinde satış işlemini gerçekleştirdiği, sahte vekaletnamede malikin kendi fotoğrafı yer aldığından, tapu dairesindeki işlemlerin vekil vasıtasıyla gerçekleştirilmesine, tapu sicilinin tutulmasında kusursuz sorumluluk yönünden illiyet bağının noter aşamasında, ihbar olunan 3.kişi Sakarya... Noteri ...'in eylemi ile kesildiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde başka bir gerekçeyle yani davacıların ağır kusuru nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalı ise de davalı Hazine yönünden verilen ret kararı sonuç itibarıyla doğru olduğundan kaldırma nedeni yapılmayarak istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 4721 sayılı Kanun'nun "Sorumluluk" kenar başlığını taşıyan 1007 inci maddesi "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur." hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup Devletin sorumluluğundan söz edebilmek için, tapu sicilinin tutulmasında sicil görevlisinin hukuka aykırı bir işleminin ve bununla zararlı sonuç arasında nedensellik bağının varlığı gerekmekle birlikte, eylemin kusura dayanıp dayanmamasının bir önemi yoktur. Eş söyleyişle, Devletin sorumluluğu, kusursuz bir sorumluluktur. 3. İdare illiyet bağının kesildiğini ispat etmediği sürece sorumluluktan kurtulamaz. İlliyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun bulunması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya hakkında zarar doğuran sonucun meydana gelmesinde öngörülemeyen hâlin bulunması gerekir. 4. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; Sakarya .... Noterliğinin 01.07.2010 tarihli ve 10082 numaralı düzenleme şeklindeki vekâletnamede tapu kayıt malikinin fotoğrafının kullanıldığı, illiyet bağının noterlik aşamasında kesildiği hal böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile 3.kişilerin kusurlu davranışları sonucu illiyet bağının kesildiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.