Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/7905 E. 2023/10879 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7905
Karar No
2023/10879
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/20 Esas, 2023/108 Karar KARAR : Kısmen kabul/Ret Taraflar arasındaki tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Hazine vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... köyü 3 pafta, 187 parsel sayılı 62.464 m² yüzölçümlü taşınmazın bir kısım hissesini 04.11.1994 tarihinde satın alarak taşınmaza hissedar olduğunu, ancak taşınmazın orman olduğu iddiası ile açılan dava sonucunda ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.04.2004 tarihli ve 2000/107 Esas, 2004/121 Karar sayılı kararı ile malikler adına olan kayıtların iptali ile orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiğini ve müvekkilinin taşınmazı satın aldığı zaman tapuda orman olduğuna ilişkin şerh bulunmadığını, şerhin 28.11.1995 tarihinde konulduğunu ve müvekkilinin tapu kaydına güvenerek satın aldığı taşınmazın adına olan 11/128 hisse ve 646/62464 hisseleri yani toplam 6.014 m²lik tapusunun iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve zarar gördüğünü belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, müvekkilinin 6.014 m²lik tapu kaydının iptali nedeniyle uğradığı zarara karşılık şimdilik 5.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen dava dilekçesinde özetle; davacının ... ili, ... ilçesi, Taşlıburun mevkii, 3 pafta, 187 parsel sayılı taşınmazın hissedarlarından biri olduğunu, Orman İşletme Müdürlüğünün açtığı dava neticesinde, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1007 Esas, 2004/121 Karar sayılı 06.04.2004 tarihli kararı ile anılan gayrimenkulde hisse sahibi bulunan tüm hissedarların tapu kaydının iptaline ve ... adına tesciline karar verildiğini, kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2005/4287 Esas, 2005/9138 Karar sayılı kararı ile onandığını, 25.07.2007 tarihli ve 11491 yevmiye numaralı işlem ile anılan kararın infaz edildiğini, davacının satın aldığı zaman dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu tapulu taşınmaz olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 997 nci vd. hükümlerine göre, tapuya kayıtlı hale gelen taşınmazların hak sahipleri lehine hak karine oluşturduğunu, davacının mülkiyet karinesine güvenerek anılan gayrimenkulu satın aldığını, ancak tapu iptali ve ... adına tescili ile birlikte davacının ciddi bir mağduriyet yaşadığını, davacının satın almış olduğu gayrimenkulün güncel ve rayiç değeri üzerinden zararın tesipiti ile tazminata hükmedilmesini, fazlaya ilişkin her türlü haklarının saklı kalmak kaydıyla davacının uğramış olduğu zarardan dolayı 10.000 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 25.07.2007 tarihinde ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.04.2004 tarihli ve 2000/107 Esas, 2004/121 Karar sayılı kesinleşmiş kararı gereğince Hazine adına tescil edildiğini ve söz konusu parselin ... Valiliği Defterdarlık Avrupa Yakası Milli Emlak Daire Başkanlığının 03.05.2010 tarihli ve 593 sayılı oluru ile tamamının orman olarak kullanılmak üzere Orman Bakanlığı adına tahsis edildiğini ve yerin 22.10.2010 tarihinde teslim edildiğini, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B bendi gereğince orman vasfını kaybetmiş yerlerin orman sınırları dışına çıkarılacağı ve 2924 sayılı Kanun da ise kadastro komisyonlarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin Hazine adına tescilinin yapılacağının hükme bağlandığını, devletin orman olan yer için alınan davacı veya ondan önceki maliklere ait tapu kayıtlarına ve tedavüllerine değer verilmeyeceğini, davacının taşınmazı 04.11.1994 yılında satın aldığını ve satın alınan kişinin davacıya karşı sorumlu olduğunu, satıcının taşınmazın daha önce orman olduğunu bilmemesi ve iyi niyetli olmasının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını ve müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın evvelki hisse maliklerinden olduğu, taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmiş bulunduğunu ve bu nedenle zarara uğradığı iddiası ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre tazminat talebinde bulunmuş ise de davanın haksız ve yersiz olup reddi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumlu ise de Devletin sorumluluğu için aranacak koşullar tapu sicillerinin tutulmasından ötürü bir zararın olması, zararla tapu sicilinin tutulması arasında bir nedensellik bağının bulunması ve zararın tapu sicilinin hukuka aykırı biçimde tutulmasından doğduğu, tapu sicilinin tutulmasında hukuka aykırılık yoksa Devletin sorumluluğun söz konusu olmayacağı, dava konusu taşınmaz orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiğinden, Devletin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında kusursuz sorumluluk halinden söz edilemeyeceği, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece 27.06.2016 tarihli ve 2013/7 Esas, 2016/314 Karar sayılı kararı ile davanın kabülune karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 27.06.2016 tarihli ve 2013/7 Esas, 2016/314 Karar sayılı kararı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, taşınmazın kısmen veya tamamen kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği yönünde gerekli araştırmalar yapılmalı, kamulaştırılmadığının tespit edilmesi halinde çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra konunun uzmanı bilirkişilerden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, çekişmeli taşınmazın sulu-kuru olup olmadığı, yerleşim alanına uzaklığı, iklim şartları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu gözetilerek, taşınmaz üzerinde meyve ağaçları varsa ağaçların cinsleri de dikkate alınmak suretiyle elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılıp net gelir yöntemiyle tapu kaydının iptaline ilişkin hükmün kesinleştiği tarihteki gerçek değerinin hesaplattırılması, taşınmazın varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerlendirme tarihine göre tespit ettirilmesi, taşınmazın zemin değeri, var ise üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri esas alınarak bu şekilde tapusu iptal edilen tapu sahibinin 06.04.2006 tarihi itibarıyla gerçek zararının saptanması, oluşacak sonuca göre davacının pay oranı gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden, kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 25.11.2019 tarihli ve 2019/206 Esas, 2020/672 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 25.11.2019 tarihli ve 2019/206 Esas, 2020/672 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece yapılan inceleme sonucunda, birleştirilen 2016/301 Esas sayılı davanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1007 Esas, 2004/121 Karar sayılı kararının kesinleştiği 06.04.2006 tarihinden 10 yıllık süre dolduktan sonra 18.07.2016 tarihinde açıldığı ve davalı Hazinenin süresinde zamanaşımı defiinde bulunduğu anlaşılmakla, birleştirilen dava yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, değerlendirme 06.04.2006 tarihi esas alınarak yapıldığından, asıl dava yönünden hükmedilen bedele de bu tarih itibarıyla faiz işletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan davacılar tarafından asıl ve birleştirilen davalar yönünden yatırılan harcın talep halinde iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar kesinleştiğinde iadesine karar verilmesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Dairemizin 09.06.2022 tarihli ve 2021/3111 Esas, 2022/10532 Karar sayılı bozma ilamına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4. Dairemizce yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunan haciz şerhinin hükmedilen bedele yansıtılması gerektiğinin gözetilmediği, bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından, karar düzeltme talebinin kabulü ile kararın bu hususla ilave edilerek bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne birleştirilen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin fahiş olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sahası ve göllerle çevrili olup arazinin tarıma elverişli olmadığını, münavebeye esas alınan ürünlerin bölge ile uyumlu olmadığını, taşınmazın konumu özellikleri esas alındığında %50 objektif değer artışı uygulanarak fahiş bedel belirlendiğini ileri sürülerek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesi. 2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dosyanın incelenmesinde; 1968 yılında yapılan kadastro sırasında ... ili, ... ilçesi, ... köyü, 187 parsel sayılı 62.464,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın 4753 sayılı Kanun uyarınca oluşan tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile ... ve ortakları adlarına tespit ve tescil edildiği, intikaller ve satışlar yoluyla davacılar ile dava dışı kişilere paylı mülkiyet şeklinde geçtiği, Orman Yönetimi tarafından açılan dava üzerine ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1007 Esas, 2004/121 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı gerekçesiyle bedelsiz olarak hükmen tapusunun iptaline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 06.04.2006 tarihinde kesinleştiği, eldeki asıl davanın 10 yıllık zamanşımı süresi içerisinde 07.01.2013 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3.Tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak tazminata hükmolunmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumun oluşturan yönlerin ise incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekillerince temyiz olunan kararın ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 13.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/7905, K. 2023/10879, T. 13.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-7905-e-2023-10879-k-9533db6317ee