Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/4451 E. 2024/159 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4451
- Karar No
- 2024/159
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/214 Esas, 2023/5 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davanın kısmen kabulüne, ecrimisil davasının reddine karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı idare vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.01.2024 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı idare vekili Avukat ... ve davacı vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... Mahallesi, 450 ada 17 parsel sayılı taşınmaz malikleri olduğunu, dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığını, taşınmaz bedelinin faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin kamu kuruluşu olduğunu, talep edilen değerin fahiş olduğunu, ayrıca müvekkilinin her türlü harçtan muaf olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.11.2013 tarihli ve 2012/814 Esas, 2013/1021 Karar sayılı kararı ile idari yargı görevli olduğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 29.11.2013 tarihli ve 2012/814 Esas, 2013/1021 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; adli yargının görevli olduğu, işin esasına girilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 06.03.2020 tarihli ve 2015/190 Esas, 2020/48 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 06.03.2020 tarihli ve 2015/190 Esas, 2020/48 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; emsal incelemesinin ve ecrimisil hesabının usulüne uygun olmadığı, tespit edilen metrekare değerinin Dairemiz denetiminden geçen dosyalara göre inandırıcı olmadığı, idarenin harçtan muaf olduğu, taşınmazın yenileme ile değişen ada ve parsel numarasının gözetilmesi gerektiğini belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasının kısmen kabulüne, ecrimisil davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; uygun emsalin incelenmediğini, tespit edilen bedelin düşük olduğunu, emsal kira sözleşmeleri sunduklarını, kaldı ki sunulmamasının ecrimisil davasının reddini gerektirmediğini, Mahkemecede bu hususta resen araştırma yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hatalı değerlendirme ile usul ve kanuna aykırı karar verildiğini, uzlaşmanın dava şartı olduğunu, tarla vasıflı taşınmaz olduğunu, kamulaştırma tarihindeki vasfına göre değer biçilmesi gerektiğini, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120 Esas, 2004/96 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. 5. Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde açıklanması gereklidir. 6. Bu nedenle, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli,mahkeme gerekiyorsa resen araştırma yapmalı, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. 7. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. 8. Hemen belirtilmelidir ki, her ne kadar emsal kira sözleşmesi sunulması, ecrimisil miktarının belirlenmesi açısından önem arzetmekte ise de taraflarca emsal sunulmaması veya sunulamaması durumunda mahkemece dava konusu taşınmazda müdahale edilen kısmın durumu ve dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği açıktır. Zira ecrimisil haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olup mahkeme gerekçesinde belirtildiği gibi taşınmazın bulunduğu mevkiideki diğer arsaların kiraya verilip verilmedikleri, veriliyor iseler nasıl ve ne şekilde kiralandıklarının ispat edilmesi ecrimsil hükmedilebilmesinin bir koşulu olmayıp bir delil niteliğindedir. 9. Somut olayda, boş arsa niteliğinde olan dava konusu taşınmazın bu haliyle ne şekilde gelir getirebileceği, taşınmazın konumu ve özellikleri dikkate alınarak keşif ve bilirkişi incelemesi gibi diğer delillerden faydalanmak suretiyle yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda ecrimsil bedeli belirlenmesi gerekirken ecrimisil talebinin reddi hatalıdır. 10. Dava kısmen ret ile sonuçlandığından vekil ile temsil edilen davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Taraf vekillerinin temyiz ititrazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, Taraflar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, 21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıda alınarak davalı idareye, 17.100,00 TL vekâlet ücretinin de davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.