Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/4372 E. 2023/10774 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4372
Karar No
2023/10774
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/337 Esas, 2023/280 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/423 Esas, 2022/38 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; murislerinin 1924 yılında ... Köyünden mübadele göçmeni olarak Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Köyüne iskanen yerleştirildiklerini, murislerine, mübadele göçmenlenine verilmesi gereken taşınmazın ... Köyü Tavşantepe 20 Pafta, 1108 Parsel olarak Maliye Hazinesine tescil edildiğini, dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından fiilen el atıldığı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, zamanaşımı itirazları olduğunu, davalı idarenin dava konusu yere herhangi bir müdahalesi söz konusu olmadığını, husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, itirazlarının reddedilmesi halinde, davacı tarafın talep ettiği miktarın fahiş olduğunu, kamulaştırma yapılmaksızın el koyma nedeniyle açılan bedel davasında ancak yasal faiz talep edilebileceğini, celbedilecek harita ve planların mahalline uygulanması sonucu dava konusu gayrimenkulün 3194 sayılı İmar Kanunu'nun madde 11 uygulanması suretiyle idareye bırakılan b 40 ortaklaşma payı kapsamı içinde kaldığının belirlenmesi halinde mal sahibi dava açamayacağından yine açılan davanın reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerden dolayı haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murislerinin 1924 yılında ... Köyünden mübadele göçmeni olarak Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Köyüne iskanen yerleştirildiğini, müvekkillerinin miras bırakanları, ..., ...,..., ... ve ... ile ...’in çocuksuz ölen kızı ... için ... Köyü civarından iskanen 12 parsel yer verildiğini, bu taşıınmazların 11 tanesinin 1946 tarihli Kadastro tutanaklarında müvekkillerinin murisleri adına tescil edildiğini ancak Tavşantepe civarı 6 dönüm olarak belirtilen taşınmazın kadastro tespiti yapılmadan bırakıldığını, iskanen müvekkillerinin murislerine verilmesi gereken taşınmazın ... Köyü Tavşantepe 20 Pafta, 1108 Parsel olarak Maliye Hazinesine tescil edildiğini, Lozan antlaşmasına göre yapılan mübadele ile müvekkillerin murislerinin Yunanistan’da bırakmış oldukları taşınmazların karşılığının verilmesi gerektiği halde Tevzi Kayıt Örneklerinde belirtilen 12. Taşınmaz olan 6 dönümlük taşınmaza davalı idare tarafından fiilen el atıldığını, taşınmazda hisseleri bulunan müvekkillerine herhangi bir kamulaştırma bedeli ve ecr-i misil ödenmediğini, müvekkillerinin tapu maliki olamamasının nedeninin, İdarenin Tevzi Kayıtlarında belirtilen ancak fiilen hiçbir işlem yapmadan müvekkillerinin mübadele anlaşması karşılığı alması gereken taşınmaza fiilen el koyması olduğunu, dava konusu taşınmazda Kadastro çalışması da olmadığından müvekkillerinin açabileceği başkaca bir davanın mümkün olmadığını, söz konusu davanın bu nedenle açıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, açmış oldukları davanın esasına girilerek ilgili araştırılmaların yapılması ve dava dilekçelerindeki talepleri doğrultusunda taşınmazın gerçek değeri kapsamında şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ve faiz talepleri ile birlikte davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olan Kocaeli ili, ... ilçesi, ... köyü 1108 parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırmasız olarak el atıldığından bahisle tazminat isteminde bulunulmuş ise de tapu kaydının incelenmesinde dava konusu taşınmaz olan 1108 parsel sayılı taşınmazın 11.01.1955 yılında 82.1187,50 m² olarak Maliye Hazinesi adına kadastro tespitinin yapıldığı ve 25.09.1958 tarihinde Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, akabinde taşınmazdan 646 m² ve 1801 m²lik kısımlarının yola terk edildiği, geriye 81.8740,50 m²lik kısım kaldığı, taşınmazın 81.5366,78 m²lik kısmının imar uygulamasına tabi tutulduğu, 3.373,72 m²lik kısmının ise olduğu gibi bırakıldığı, imar uygulamasına giren kısmın 793, 794, 795, 796, 797, 798 ve 799 parsel numarasını aldığı, imar uygulamasına girmeyen kısmın ise 1108 parselde halen kayıtlı olduğu, taşınmazda davacıların veya murislerinin herhangi bir şekilde malikliklerinin söz konusu olmadığı; bu suretle davacıların tapu maliki olmadığı gibi mülkiyet hakkını kazandıklarını kesinleşmiş mahkeme kararı ile de kanıtlayamadıklarından bahisle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/4372, K. 2023/10774, T. 13.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-4372-e-2023-10774-k-6b9cbcdc8d33