Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2007/14211 E. 2010/14808 K. – Kamulaştırması

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2007/14211
Karar No
2010/14808
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu taşınmazlara 1967 yılından beri fiilen el konulduğu ve Kamulaştırma Kanununun 38. maddesindeki hak düşürücü sürenin dolduğu belirtilip, dosyada mevcut bilirkişi kurulu raporuna atıfta bulunularak, taşınmazın 3194 sayılı İmar Kanununun 34/4. maddesindeki koşullar uyarınca kullanıldığından bahsedilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu taşınmazın geldisi olan 3601,50 metrekare yüzölçümlü 1064 ada 15 parsel sayılı taşınmaz, imar idare heyetinin 16.03.1967 tarih ve 38040 numaralı parselasyon planı ile düzenlemeye tabi tutularak, ana gayrimenkulün ifrazı neticesinde 1064 ada 16 ve 17 parseller ile dava konusu edilen 1064 ada 15/A parsel sayılı taşınmazların oluşturduğu ve 1064 ada 15/A parsel sayılı taşınmazın, parselasyon planında yola giden olarak ayrılıp, malikleri adına tapuya tescili sağlanarak, fiilen 1967 yılından beri kaldırım olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. 1-Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın 1967 tarih ve 38040 numaralı parselasyon planı ile ana taşınmazdan ifrazen ayrıldığı 16 ve 17 parellerin "ön bahçesi" niteliğinde olduğu ve 3194 sayılı İmar Kanununun 34/4. maddesi ile bu yasaya dayalı olarak hazırlanan Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinin 61/3-b ve 451. maddesi hükümleri uyarınca dava konusu taşınmazın konumu ve kullanım şekli dikkate alındığında, davacıların kaldırım olarak kullanılan taşınmazın bedelini isteyemeyeceği belirtilmiş ise de; Dava konusu taşınmazın 38040 numaralı parselasyon planı ile yola giden olarak ayrılıp, müstakil parsel numarası verilerek malikleri adına tapuya tescilinin sağlandığı, ancak; imar planında ticaret merkezi ve iş alanı kullanımında kalan dava konusu taşınmaza inşaat ruhsatı verilmediği gibi, halen kaldırım olarak kullanıldığı, dolayısı ile İmar Kanununun 34/4. maddesi ile ilgili yönetmeliklerde belirtilen koşulların oluşmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan; yürürlükte bulunan T.C Anayasasının 13, 35 ve 46. maddelerinde mülkiyet hakkının özüne dokunulmaksızın ancak yasalar ile sınırlandırılabileceğine ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında; taşınmazın kamulaştırma yapılmaksızın ve bedeli ödenmeksizin kaldırım olarak kullunılmasının doğru olduğuna ilişkin hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. 2-Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden, dava konusu taşınmaza 1967 yılından itibaren fiilen el konulduğu anlaşılmıştır. 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 6. madde ile; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılmaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir.” hükmü getirilmiş olduğundan, bu düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre; Karar verilmek üzere hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 19.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2007/14211, K. 2010/14808, T. 19.07.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2007-14211-e-2010-14808-k-93b38919e62a