Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2024/12184 E. 2026/5570 K. – Zimmet
Konu: Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/12184
- Karar No
- 2026/5570
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3313 Esas, 2024/1732 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Tebliğnamede görüş bildirilen, sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karara yönelik temyiz talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli ve 2020/199 Esas, 2022/346 sayılı Kararı ile sanığın zimmet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine hükmedilmiştir. B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 09.07.2024 tarihli ve 2022/3313 Esas, 2024/1732 sayılı Kararı ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın, müvekkilinden aldığı vekalet yetkisi kapsamında tarafı olduğu icra dosyalarında paraları tahsil etmesine rağmen müvekkiline haber vermediğine, sanığın vekalet ücreti kapsamında hapis hakkını kullandığına yönelik kabulün eksik araştırma sonucunda yapıldığına, kendilerinden elden tahsilat yapılan borçluların tanık olarak dinlenmediğine, sanığın görevini layıkıyla yapmadığına ve zimmetine para geçirdiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Olay tarihinde Bursa Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, vekilliğini yaptığı katılan ile katılanın yetkilisi olduğu ... Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına takip ettiği icra dosyalarında tahsil ettiği miktarları uhdesinde tutmak suretiyle zimmet suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın, katılan ile aralarındaki sözlü anlaşma gereği katılanın ve ailesine ait tüm davalarına baktığını, masraf almadığını, davalardan ve icra takiplerinden yaptığı tahsilatlardan ücretini alacağı hususunda anlaştıklarını, bu kapsamda tahsil ettiği paraların bir kısmını katılana ödediğini, kalan kısmını ise avukatlık ücretine saydığını savunduğu, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak sanığın tahsil ettiği miktarlardan katılana verdikten sonra kalan bakiyenin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 166. maddesi gereği hapis hakkı kapsamında kaldığı kabul edilerek sanığın üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmiş ise de; belirtilen maddede tanımlanan hapis hakkının, sadece vekâlet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabileceği, avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutmasının, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi avukatlık meslek kurallarına da aykırı olduğu keza hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilinin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra alacağı oranında hapis hakkını kullanması gerektiği, esasen bu durumun, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucu olduğu nitekim aynı Kanun'un 34. maddesinde; “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de; “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” hükümlerinin bulunduğu, avukatın ancak muaccel olan vekalet ücreti alacakları yönünden hapis hakkını kullanabileceği, kanunda avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte Avukatlık Kanunu'nun 171/1. maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. maddesinde düzenlenen “...avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır.” hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel hale geldiğinin kabulü gerektiği buna göre avukatın, aksine sözleşme yoksa işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini isteyemeyeceği gibi bu noktada hapis hakkını da kullanamayacağı, genel olarak düzenlenmiş bir vekaletnameye dayanılarak yapılan birden fazla dava takibi sırasında tek avukatlık sözleşmesine istinaden hukuki işlem yapıldığı için bir davadan tahsil edilen alacağın, tüm davalardan kaynaklanan vekalet ücretine mahsuben hapis hakkının kullanılması mümkün ise de her bir dava için ayrı ayrı verilmiş vekaletnamelerin her biri ayrı bir avukatlık sözleşmesi olacağından bu durumda hapis hakkının da her bir dava/sözleşme için ayrı ayrı mümkün olmasının gerektiği gözetildiğinde; Maddi gerçeğin hiçbir tereddüde yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi bakımından, sanığın, katılan ve katılanın yetkilisi olduğu ... Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına takip ettiği tüm dosyaların getirtilmesi, katılanın ve vekilinin dilekçelerinde belirttikleri Bursa 6. İcra Dairesinin 2015/14457 sayılı dosyasında borçlu ...'den, Bursa 15. İcra Dairesinin 2015/2468 sayılı (yeni Bursa 5. İcra Dairesinin 2023/17254 sayılı) dosyasında borçlu ...'den haricen tahsilat yaptığının iddia olunması karşısında, adı geçenlerin tanık olarak dinlenmeleri, sanığa herhangi bir ödeme yapıp yapmadıklarının sorulması, varsa yapılan ödemeye dair belge sunulmasının sağlanması sonrasında, iddia ve savunma ile yukarıda hapis hakkına ilişkin yapılan açıklamalar da nazara alınarak, sanık tarafından tahsil edilen para miktarları, vekalet ücreti ve masraf alacakları ile katılana yapılan ödemelerin miktarlarının hesaplanması hususunda bilirkişi raporu aldırılması ile eylemlerin sübutu halinde Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun uzlaşma kapsamında bulunduğu da gözetilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, sadece avukatlık ücretine ilişkin inceleme yapılan, giderlere ilişkin inceleme içermeyen yetersiz bilirkişi raporu dayanak yapılmak suretiyle eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince verilen Kararın, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi gereği Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,02.04.2026 tarihinde karar verildi.