Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/18 E. 2023/5479 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/18
- Karar No
- 2023/5479
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/72 Esas, 2015/409 Karar SUÇLAR : Tefecilik, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2014/72 Esas, 2015/409 sayılı Kararının suçtan zarar gören Hazine vekili ile sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı Kararı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrasına göre resmi belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin mezkûr suçtan açılan kamu davalarına katılma ile aynı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca Hazinenin sanıklar hakkında tefecilik suçundan, sanıkların ise haklarında tefecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerini temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıkların süresinden sonra vaki ve tayin olunan cezaların miktarına göre de yasal koşulları bulunmadığından duruşma istemlerinin; 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası da gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereği ayrı ayrı reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.01.2014 tarihli ve 2014/96 Esas, 2013/2085 Soruşturma, 2014/53 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında tefecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci ve 204 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi ve 54 üncü maddesinin uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2.Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2014/72 Esas, 2015/409 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Suçtan zarar gören vekilinin temyiz istemi; katılma talebine, vekalet ücretine, usul ve yasaya aykırı kararların bozulmasına ilişkindir. 2.Sanık ...'ın temyiz istemi; kendisine iftira atıldığına, senette el yazısı olmadığı halde ceza verildiğine, sahtecilik ve tefecilik yapmadığına ilişkindir. 3.Sanık ...'ın temyiz istemi; sahtecilik yapmadığına, tanıklarının dinlenmediğine, tefecilik ve sahtecilik suçlarını işlemediğine, cezanın üst sınırdan verildiğine ilişkindir. 4.Sanık ...'ın temyiz istemi; tefecilik ve sahtecilik suçlarını işlemediğine, cezanın üst sınırdan verildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Katılan ...'in sanık ...'dan 20.000 TL borç istediği, Aydın'ın ise katılana 8.000 TL para vererek senet imzalattığı, bir iki gün sonra yanına çağırarak vereceği para için teminat istediği, katılanın da teminat olarak Tahtalı köyündeki tarlayı Aydın'ın oğlu Halil adına devrettiği, bunun üzerine Aydın'ın katılana 5.800 TL daha verdiği, bir kaç ay sonra katılanın yeniden paraya ihtiyacı olması üzerine Aydın'dan 18.000 TL daha borç alarak Küllüce köyünde bulunan tarlayı Halil'e devrettiği, katılanın borcunun 9. ayında Aydın'ı telefon ile arayarak borcunu ödemek istediğini ve tapuları geri alıp parasını vermek istediğini söylediği, Aydın'ın ise 93.000 TL borç çıkardığı, katılanın bu borcu kabul etmediği, daha sonra alacaklısı ... olan 113.800 TL'lik ödeme emrinin Güroymak İcra Dairesince katılana gönderildiği, icraya konu senedin Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarınca incelenmesi neticesinde düzenlenen ekspertiz raporuna göre, ilk tanzimde 13.800 TL olarak düzenlenen senedin rakamla ve yazıyla değer gösteren bölümlerinin baş kısımlarının "1 ve yüz" eklemelerinin yapılmak suretiyle senedin değer hanelerinde tahrifat yapıldığının tespit edildiği, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde yine olayın bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda birlikte hareket etmek suretiyle resmi belge olan sahte emre muharrer senedi icraya koyup katılan hakkında icra takibi başlatarak üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri ve yine aynı birliktelik ve olay bütünlüğü içerisinde kazanç elde etmek amacıyla katılana ödünç para vererek üzerlerine atılı tefecilik suçunu işledikleri kabul edilerek cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Sanıklar hakkında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, Hazinenin bu suçun mağduru olduğu, bu sıfatının gereği olarak 5271 sayılı Kanun'un 233 ve 234 üncü maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mağdur ... katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hükümler kurulması, YCGK'nın 14.10.2003 tarihli ve 232-250 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sahtecilik suçlarında belgenin sahte olup olmadığının, sahte ise iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinin hakime ve mahkemeye ait bir husus olması nedeniyle söz konusu sahte belge aslının huzurda incelenip, yapılan gözlemin zapta geçirilmesi, bu durumun gerekçeli kararda tartışılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma sonucu sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükümleri verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Şikayetçi Hazine vekilinin sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde; Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Hazine vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Suçtan zarar gören Hazine vekilinin sanıklar hakkında tefecilik suçundan, sanıkların ise haklarında tefecilik ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde ise; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2014/72 Esas, 2015/409 sayılı Kararına yönelik suçtan zarar gören Hazine vekili ile sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.