Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/14661 E. 2025/12351 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2021/14661
Karar No
2025/12351
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/77 Esas, 2014/78 Karar SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında), nitelikli dolandırıcılık (sanıklar ..., ... ve ... haklarında), kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna azmettiren sıfatıyla iştirak etme (sanıklar ... ve ... haklarında) HÜKÜMLER : Değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar ..., ... ve ... haklarında, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ve yine değişen suç vasfıyla zincirleme olarak edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından sanık ... hakkında, resmi belgede zincirleme sahtecilik suçundan sanıklar ... ve ... haklarında mahkumiyet, nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar ... ve ... haklarında beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazinenin sanıklar hakkında iddianame yerine geçen görevsizlik kararı ile nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre katılma hakkının olmadığı anlaşıldığından vekilinin temyiz istemi ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin tayin olunan ceza miktarlarına nazaran yasal koşulları bulunmayan ve süresinden sonra da vaki duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 3 17... . maddeleri gereğince ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin, atılı suçların zarar göreni konumunda olan ... adına Kastamonu Valiliği vekilinin sanıklar ..., ... ve ... haklarında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet ile sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri, sanıklar ... ve ...'in ise kendileri haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Tebliğname başlığında ismine yer verilen sanık ... hakkında herhangi bir temyiz talebi olmadığı gözetilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 236/2-d maddesinde yer verilen kabul ibaresinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 19.12.2002 tarihli ve 24968 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliğinin 11 ve devamı maddelerinde detayına yer verilen kesin kabul işlemi olarak anlaşılması gerektiği, dava konusu ihalelere ilişkin kesin kabul işleminin yapılmaması nedeniyle edimin ifasına fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği gibi sanıkların dolandırıcılık ve sahtecilik kastı ile hareket ettiklerine dair savunmalarının aksine delil bulunmadığı da nazara alındığında, sanık ...'a yüklenen ve mahkemece edimin ifasına fesat karıştırma ile resmi belgede sahtecilik kabul edilen dolandırıcılık ve sahtecilik isnatlarının sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma, kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ve ...'un üzerilerine atılı eylemlerin ise bu suça iştirak olarak değerlendirilmesi gerektiği gibi sanıklar ..., ... ve ...'e isnat edilen ve oluşa uygun sübutu kabul edilen eylemlerinin de yine aynı suça vücut vereceği, bu suçun da söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/14661, K. 2025/12351, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2021-14661-e-2025-12351-k-2d75aaa9510c